18 Kasım 2013 Pazartesi

Ölümsüzlük

          Biri hayatın sadece gelip geçici olduğunu mu söylüyor. Yoksa ölümsüzlüğe inanmıyor mu? İnsanlar yaşadıkça ölenlerde yaşayacak. Bizler elbet bir gün öleceğiz fakat yaşarken yaptıklarımız bizleri yaşatacaktır. Kimler ölmemiştir ki tarihte bir çok örneği var. Sizce öldüler mi? Bence değil. Düşünceleri, yapıtları, eserleri vb. bir çok şey onlardan bizlere miras kaldı. Bizler onların o eserlerini gördükçe onları hatırladıkça onların yaşamasına yardımcı oluyoruz.
         Herkes ölümsüz olmak ister. Herkes her sene birilerinin kendisini anmasını ve hatırlamasını ister. Bizlerde onlardan biri olabilmek için ölümsüzlüğe ulaşmamızı sağlayacak birşeyler yapmalıyız. Oturarak ya da çalışmayarak olmuyor. İnsanlığa bir yararımız dokunacak ki onlarda bizleri unutmayacak. Bu sadece icat çıkarmak ya da bir buluş yapmakla olmuyor. Sanatla da sağlanıyor. En güzel örnekleri toplumumuzda yer almaktadır. Bunlardan biri de bugün hayatını kaybetti. Kendisini sadece Star Tv de ki tiyatrolarından tanıtım ve çok sevdim. Herkese hitap ediyordu ve bizleri güldürüyordu. Bilmiyorum siyasi düşüncesini ya da sanatının inceliklerini fakat beni ve çevremdekilerin kaçırmadan izlediği bir tiyatro sergiliyordu.
Bizleri güldürdüğü için teşekkür ederim. Mekanı cennet olması dileğiyle Allah rahmet eylesin.

29 Eylül 2013 Pazar

PİSTON

   Piston, motorun hareket elemanlarının en önemli parçalarından biridir.İnsan vücudunda ki kalbin görevini, motorda yerine getiren parçadır.Motor çevrimi içerisinde hava ve yakıt karışımının silindir içerisine emilmesi için gerekli vakum olayın (emme stroğu) işlemini ve karışımın tutuşabilmesi için gerekli basıncı oluşturacak sıkıştırma (kompresyon stroğu) işlemini krank mili atalet gücünden faydalanarak sağlar. Sıkıştırılmış karışımın ateşlenmesi ve patlamayla meydana gelen kimyasal enerji piston tarafından doğrusal harekete çevrilerek (güç stroğu) motora asıl gücü vermiş olur. Güç stroğunda ki yanma sonucu oluşan atık gazlarında krank milinin atalet gücünden yararlanılarak piston tarafından iletilerek egzozla atılır.
    Piston M.Ö 260 yılına dayanan bir tarihe sahiptir. İskendireye’ de yaşayan tekniker Ktesibios kullanmıştır. İlk pistonu emme basma tulumbaları içinde kullanılmış.Daha sonra 1438 de Jacopo Mariano ve 1500’de Leonardo Da Vinci gibi askeri mühendislerin yaptıkları emme basma tulumbalara ait, içinde piston bulunan eskizler, bugün müzelerde birer tarihi belge olarak korunmaktadır.

  Pistonların gelişmesinde motorun icadı önemli rol oynamaktadır. Ancak motorun icadı da o tarihlerde çoktan bilinmekte olan bir silindir ve piston mevcudiyeti sayesindedir. Aslında ikisi birbirini tamamlayan birer ikilidir.
                Emme basma tulumbadan günümüze modern motora geçişteki ilk adımı buhar makinesi teşkil eder. 1690  yılında D.Papin tarafından bulunduğu bilinen ilk buhar makinesidir. Daha sonraki yıllarda T.NEWCOMEN, J.WATT, R.TREVİTHİCK VE O.EVANS yüksek basınçlı buhar makinesini imal ederek çok daha yüksek verim sağlamışlardır.1860 yılında Lenoir mevcut buhar makineleri prosesine göre çalışan bir motoru geliştirerek içten yanmalı motorların ilk yaratıcısı olmuştur. Bir silindir bir pistondan ibaret olan bu motorla, piston üst ölü noktadan geri giderken gaz karışımını emmekte ve takriben piston yolunun yarısında karışım ateşlenmekteydi. Kötü dolum, yavaş yanma,yanmanın uzun süre devamı ve piston yolunun kısalığı nedenleriyle bu makinenin verimi %3-5 arasında kalmaktaydı.
                Otto ve Longen tarafından 1860 yılında geliştirilen dört zamanlı gaz motorundan verim %10 a kadar yükseltilmiştir. Ardından sürdükleri çalışmalar sonucunda bugünkü modern benzinli motorların ilk örneği doğmuştur. Rudolf Diesel bir silindir bir pistondan ibaret olan ve silindir içine püskürtülen akaryakıtı sadece sıkıştırma sonucu meydana gelen ısınmış havanın içinde kendi kendine tutuşturan ilk motorunu icat etti. Böylece günümüz diesel motoruna da ilk adım atıldı.
Otto motor pistonu

                Piston gelişiminde en önemli etkenlerden biri de alüminyumun bulunmasıdır. Alüminyum 1800 lü yıllarda Sir Humphrey Dary’nin killi toprakta oksit halinde alüminyum madeni bulduğunu iddia etmesiyle çığır açıldı. Daha sonraki yıllarda alüminyum madeninin keşifleri hızla artmaya başladı ve alüminyum kullanılmaya başladı.
                Pistonlar ilk olarak dökme demirden imal ediliyordu. 1917 yılına kadar dökme demirden imal edilen pistonlar daha sonrasında Alman uçak motoru imal eden Kolbenschmidt firması alüminyumdan imal etmeyi başarmıştır. 1918 yılına kadar firma 1000 adet civarında alüminyum pistonu imal edip firmalara vermiştir.
Diesel motor pistonu
             1921 yılında Alman Ulaştırma Bakanlığının hafif metalden yapılacak pistonlar konusunda açmış olduğu yarışmada Kolbenschmidt firması ikinci ve üçüncü olmuştur. O zaman birinci seçilen dövme pistonun işe yaramadığı anlaşılmış ve imalatta tutunamamıştır. Günümüz pistonların da oldukça değişik şekil ve malzeme kullanılmaktadır. Dökme çelikten tekrar yapılan pistonların yanında, pistonun üst kısmı dökme demirden yapılırken alt kısmı alüminyumdan yapılan pistonlarda bulunmaktadır. Fakat alüminyum pistonlar yine pistonlar içerisinde büyük bir paya sahiptirler. Dünya da piston üreten şirketlerin sayısı çok fazla olmakla beraber büyük firmaların tekelinde bulunmaktadır. Bu firmalar araçların kullanım amacı ve istenilen verilere göre çeşitli pistonlar geliştirmektedir. Pistonlar üzerinde yapılan değişimler araçların verimi ve gücü üzerinde büyük etkiye sahiptirler. Günümüzde araçlarda ki motorların küçük hacme sahip olup yüksek güç üretmesinde en önemli parçalardan başı çekmektedir.

Hasan Kara
hasankara91@gmail.com

27 Eylül 2013 Cuma

ŞEREFİNE-Gökcan Sanlıman

İyilere Kötülere
Kalanlara gidenlere
Acı sözlere yaşlı gözlere
Ne gelir elden
Yokmuş kaderde
Yalnız anlaşıldık bu şehirde
Konuşmayınca büyük harflerle
Çok su aldık batarız en derine
Yanımızda olmayanların şerefine
Dünya dursun isterse
Biz güzeliz kime ne
Boş vermişiz bu gece

Herşeyi bir dikişte

Dünya dursun isterse
Burdayız bak yinede
Dertleri seve seve
Çekmişiz içimize
Aşkına da işine de 
Bütün hayaller takılmış dibe
Sek içiren güzelliğin ve 
Anıların sinmiş her yerime





GÖKCAN SANLIMAN -ŞEREFİNE

2 Eylül 2013 Pazartesi

Araba Reklamları

         Belki bir kısmını gördük. Keşke bu tür reklamların sayısı çok olsa diyoruz. Ne yazık ki reklam kuralları çerçevesinde yasaklar. Birbirinden yaratıcı reklamlardan bir kısmı...


BMW-AUDI arasındaki çekişme.

JAGUAR-BMW

MINI-COOPER
MERCEDES-BENZ
AUDI-BMW
MERCEDES-BMW

ASTON MARTIN
TOYOTA
AUDI-MERCEDES


HONDA

CHEVROLET



OPEL

PEUGEOT


HONDA




29 Ağustos 2013 Perşembe

FİAT 500L İNCELEMESİ

         
Fiat 500L , efsane aracın large modeli. Aslında Fiat bu modeli çıkartmak zorunda kaldı. Fiat, 500 ün satış rakamları umulduğu gibi olmadı ve üretimden kaldırmak da istemiyordu. Orta yolu büyüterek buldu. Reklam filmi ise etkileyici olmuş ve insanların ilgisini çekmeyi başardı. Peki şimdi 500L satış rakamları ve insanların onun hakkında ki fikirleri nasıldır? Bayiden aldığım yanıtlar memnun olduklarını ve Türkiye şartlarında ilk satışların çok iyi olduğunu söylüyorlar. Dilerim ki bu efsane aracın satış rakamlarının istenilen seviyede olmasıdır.
        Araç dış tasarımda küçük 500 e benziyor ve ondan ödün vermiyor. Eski boyutlarına göre büyütülen araç 500 ün akla gelen küçük araç boyutlarında oldukça sıyrılmış. Ön tarafın geniş görüş alanı sunması, ferahlatıcı havası ile sürüş zevki sağlıyor. Sınıfının en büyük cam tavanına sahip olması rakiplerine karşı bir avantajı. Sınıfında ki en büyük bagaj hacmine de sahip bulunuyor ve 500 denildiğinde küçük bir hacim yerine bu araçta tam tersi bir durum var. Tatile çıkarken aracın bagaj hacmini düşünmenize gerek kalmıyor. Aslında araç tasarlanırken her kesim ve tüm amaçlar düşünülmüş gibi duruyor. Geliştirilmesi gereken bazı durumları yok değil.Onlara da sırayla değineceğim. Kişiselleştirmeyi ön plana çıkartmaya çalışan firma, 9 farklı renk seçeneği 3 farklı cam tavan, 17" alaşım jantlar ile bunu sunuyor. Keskin hatlar yerine yuvarlak hatlar ile araca karşı bir sempati hissettiriyor.  İçeri girdiğiniz de kaliteli bir işçilik sizleri karşılıyor. İçeride rahat hareket edebiliyorsunuz. Sürücü koltuğuna oturduğunuz da uzun zamandır arabanın sahibi sizmişsiniz gibi bir hava ortaya çıkıyor.Geniş bir iç mekan misafirleriniz için ayarlanmış. Gösterge panellerini rahatlıkla görebiliyor ve kontrolleri rahatlıkla yapabiliyorsunuz. Otomatik viteste F1 tarzı vites konsolu pek hoş olmamış ama idare eder. Kullandığım araç manuel olduğundan otomatik vites konforu hakkında birşey söyleyemeyeceğim. Orta konsolda bulunan dokunmatik ekran ise küçük ama işlevsel duruyor. İç dizayn müşterilere genç ruhu hissettirmeyi başaran bir çalışmaya sahip aracımız, çift renkli döşemeleri ile dikkatleri çekiyor. Koltuklar oldukça rahat ve sizlerin yukarı da sürüş yapmanızı sağlıyor .
        Fiat motor teknolojisinde küçük motorlar üzerine çalışmalar yapmakta ve bunu da başarıyla devamlı geliştirmekte. Bu motorlar yakıt dostu olmasıyla beraber çevre ve çep dostuda. Fakat araçlarını geliştiren Fiat araçlarını büyüttükçe motorlar aynı kalıyor ve küçülüyor. Bu da araçtan istenilen verimin alınmasını engelliyor. Test ettiğim araç 1.6 105 Hp gücüne sahip motora sahipti. Çekiş gücü iyi olmasına rağmen düşük hızlarda vites atma isteği doğuyordu. Tabi böyle olan motor da kendi sınıfında en az yakıt tüketimi ile liderliğini korumaktadır.1.6 nın torku yine normal olmasına rağmen diğer motorları alanların nasıl bu arabadan keyif alacaklarını sorgulamak zorunda kalıyorum.
     Fiat 500L, gençleri etkilemek isteyen firma daha çok orta yaş grubunu etkilemeyi başarmış. Ayrıca kullanım kolaylığı ve sürüş zevki açısından bayanların ilgisini çekiyor. Sürüş zevki diğer fiat modellerine göre çok daha iyi. Ancak 1.6 motor kullanıldığında bu zevkin çıkartılacağını düşünmekteyim. Düşük motor hacimlerinde bu zevk ve konforun belki de bulunması zorluk çekilecektir. Peki fiyatının arabası mı diye soracak olursanız. Alırken ki amacınız ile tartışılır. Çünkü fiyatı 56 bin TL olan aracın rakipleri ile arasında fark bulunmakta.Bu fiyata bir çok markanın modeli olmakla beraber rakiplerinin fiyatlarına göre yüksek kalıyor. Yalnız ben görünüşe ve konfora önem veriyorum. Fiat ın bu güzel ayrıca kendini sevdiren arabasını istiyorum diyorsanız kesinlikle pişman olmayacaksınız. Sanki bir başka aracı anımsatan yapısı yok değil. Tahmin edeceğinizi düşünüyorum. Şimdiden alacaklara hayırlı olsun.
Güzel bir reklam filmi

Hasan Kara
hasankara91@gmail.com
http://www.tasitteknolojileri.com/

15 Ağustos 2013 Perşembe

SUBARU FORESTER 2013 İNCELEMESİ


SUBARU FORESTER
Subaru Forester
             Subaru denildiğinde aklımıza direk, boksör motor, impreza ve yüksek yakıt tüketimi geliyor. Şuanda herkes için önceliğin yakıt tüketiminde verimlilik esas olduğu için, bu marka uzun zaman tutulmadı. Şuanda araçları eskisi gibi yüksek yakıt tüketimi verilerine sahip midir? Yeni araçların test verilerine bakıldığında eskisi gibi yüksek yakıt tüketimine sahip olunmadığı görülüyor. Subaru bunu AR-GE çalışmalarına ve teknolojinin nimetlerinden yararlanmasına borçlu. 
Subaru Impreza 
           Subaru Forester sınıfının diğer araçlarından fiyat bakımından uygun olması yanında, bir çok testte diğerlerini ya geçiyor ya da kafa kafaya yarış çıkartıyor. Ülkemizde Subaru hakkında ki düşünceleri yıkacağını düşündüğüm bir araç olarak görmekteyim. Araç size istediğiniz her konforu sunmakta ve sizlere bir güven aşılıyor. Direksiyonu elinize aldığınızda, bir uçak kabini izleniminden uzak bir araba kabini izlenimi veriyor. Uçak kabini tarzı yapılan otomobillerin, sürücüye otomobil hissi vermediği kanaatindeyim. Bu özelliği sayesinde ilk başta arabadan hoşlandım. Gaza bastığınız anda direk sizi öne atıyor ve hadi gidelim dercesine bir turbo sesiyle sesleniyor. Atak yapısını, boxer motora borçlu. Motorun yatay olması, aracın ağırlık merkezini aşağıda yer almasını sağlıyor. Ağırlık merkezinin yere yakın olması aracın virajlarda rahat dönüş almasına ve devrilmelerin önüne geçmekle sürücünün yola hakimiyetini artırıyor. Bu özellik sayesinde virajlara rakiplerinden daha hızlı girip bir adım öne geçiyor.
Simetrik Sürekli Dört Çeker
        Subaru da kullanılan simetrik sürekli dört çeker teknolojisi, aracın daha dengeli hareket etmesini ve aracı rahat kontrol ederek sürüş güvenliği sağlıyor. Subaru bu sistemi eskiden beri kullanmakta ve her sene geliştirmeye devam ediyor. Sistem bizlere dört tekerinde aynı oranda gücü almasını ve bu gücü yola aktarmasını sağlıyor. Bazı durumlarda ve modellerde bu oranlar değişmektedir. Aslında sürekli eşit bir dağıtımdan söz etmek mümkün değildir. Hemen bu duruma aldanmamak lazımdır. Yalnız Subaru bu sistemin öncülerinden ve en iyi uygulayanlardan biridir. Araçlarında uyguladığı bu sistem sayesinde; tüm yol şartlarında sürücüye büyük kolaylık sağlıyor. Ani durumlarda hızlı bir şekilde tekerlekler tepki vermekte ve tehlikenin üstesinden gelmemize yardımcı oluyor. 

          Subaru denildiğinde akla ilk gelen motoru boxer motor teknolojisi (boxer motor teknolojisi Karl Benz tarafından geliştirilmiş ve patenti ona aittir) , motor yatay yerleştirilmiş pistonların karşılıklı hareket etmesinden ismini almaktadır. Pistonlar hareket ettikçe, parçalarda titreşim meydana gelmektedir. Bu titreşim hareket yönünün tersine oluyor. Boxer motorda pistonlar karşılıklı dizildiğinden bu titreşimler azalıyor. Motorun yatay olması aracın ağırlık merkezinin de yere yaklaştırılmasına yardımcı oluyor. Aracın daha istikrarlı bir dengeye sahip olmasına ve yanal hareketlere karşı direnç oluşturmasına yardımcı oluyor. Titreşimin az olması motorun daha fazla dayanmasına ve güvenilir bir performans elde etmemizi sağlıyor. Bu motor bu kadar yararı var iken neden diğer firmalarda kullanmıyor diyebilirsiniz. Bunun sebebi motorun sürtünme katsayısının diğer motorlara göre yüksek olmasından kaynaklanıyor. Sürtünme katsayısının fazla olması, pistonların ömürlerinde kısalma olması ve pistonlarda ki aşınmalar ile motorun ciddi zararlar ile karşı karşıya kalmasına sebebiyet verebiliyor. Yatay yerleştirilen pistonlardan gücü elde edebilmek için, dikey yerleştirilen pistonlara oranla daha fazla enerji, enerji içinde daha fazla yakıt gerekmektedir. Bu sebepledir ki fazla yakıt tüketim oranları ile karşılaşıyor. Bu sebepler boxer motorun önemini azaltmıştır. Subaru ise geliştirdiği dizel turbo motorlar ile bu oranları aşağı çekiyor. Eskiden kalma bir yara olsa gerekiyor ki, boxer motor denildiğinde fazla yakıt tüketimi ilk akla gelen cümle oluyor. İleride bu kara leke belki de tarihe karışır.
Boxer Motor



       Teknolojinin nimetlerinden yararlanıyor demiştik. Bu teknoloji nimetlerinden en iyi örneğini, CVT şanzıman diyebilirim. CVT şanzıman sayesinde sınırsız vites değişimi ile vites değişimlerinde oluşan yakıtın önüne geçiliyor. Subaru en az yakıt tüketimi için seçtiği bu şanzımanın az da olsa katkısını görmekteyiz. Ön süspansiyonlar, arka süspansiyonlara göre daha sert imal edilmiştir. Yol koşullarında araçta en az sarsıntılı şekilde hareket edebiliyor.Aracın üç çeşit sürüş modu bulunmaktadır. 
CVT Şanzıman

Bunlar ;
  • S#(Sport Sharp Modu)
  •  S(Spor Modu)  
  •  I(Akıllı Mod) 


        Güvenlik konusunda araç EURO NCAP testinden 5 yıldız almayı başarmıştır. Çarpışma anında motorun düşmesi sağlanıyor ve araç içerisinde ki zarar görmesi azalıyor. Güvenlik önemleri konusunda bu belirttiğimiz ayrıntıların dışında önemli bir ayrıcalık göremedik.
Halka Şeklinde Güçlendirme Çevresi
        Araçta kullanılan malzemeler kaliteli ve işçiliği sağlam görünüyor. Birçok ayrıntı ve yardımcı gözenekler bulunuyor. Aracın bir aile arabası olarak geniş bir bagaj hacmine ve çocuklar için yardımcı ekipmanlara sahip. 

       Görünüm bakımından 4*4 olmasının verdiği bir asabiyet görünmektedir. Bu asabiyet çelik gözlü Japonlara ait olduğunu düşünüyor. Bir Japon esintisi görünmektedir. Sert çizgilere ve kaslı bir yapıya sahip, kendini direk trafikte belli edecek şekilde tasarlanmış.

Tanıtımı
        Alacak kişilere şimdiden hayırlı olmasını dileriz. Bizler tarafından beğenilen aracın reklamının diğer firmalara göre geri kaldığı ve tanıtımına daha çok yer verilmesi gerektiği düşünülüyor. Eski tabularını yıkan Subaru bunu genele ulaştırmadıktan sonra güzel satış rakamlarına ulaşması biraz zor gibi geliyor. Ayrıca motor konusunda bir çok ustanın yetişmesi gerektiği ve bunların da her ilde olmasa bile nüfusun fazla olduğu yerlerde olması gerektiği görüşündeyiz. Çünkü usta azlığı ve değişik bir motor tarzı tamirinde sıkıntı çıkartıyor. Subaru farklarından biri de Japonya dışında üretim yapmaması.

5 Ağustos 2013 Pazartesi

ACT Nedir?

ACT (Aktif Silindir Yönetimi) Nedir?
                Eskiden araç alınırken büyük motor; büyük güç demekti ve herkes bu tür araçlara yöneliyordu. O zamanlar benzin fiyatları bu kadar yüksek fiyatlarda değildi.Şuanda devir ekonomi devri ve herkes en az yakan ama en iyi performansı  veren otomobilleri almakta. Bu sebepten dolayıdır ki, firmalar AR-GE yatırımlarını bu yönde yapmaktadır. En az yakıt tüketimine sahip, en az çevreye zarar veren araçlar günümüzde popüler olmaya başlamıştır. Piyasaya baktığımızda en çok satan araçların da düşük hacimli araçlar olduğunu görmekteyiz. Firmaların bu yöndeki çalışmalarından ortaya çıkan bir motor çeşidi, ACT sistemine sahip motorlardır. Benzinli motorlarda kullanılan bu sistem, en büyük rakibi dizel motorlu araçlardır.Dizel araçlara göre ucuz olan bu motora sahip araçlar piyasada ilgi uyandırıyor. İnsanlar yine de yeni  motor olması ve hakkında pek bilgi birikimi olmadığından, motorları çekimser karşılamaktadır.
            Volkswagen tarafından geliştirilen bu motor, düşük yakıt tüketimi ve performansı bir arada sunan aktif silindir yönetimi sayesinde, 2.ve 3. silindirleri gerek olmadığında otomatik olarak kapatmakta ve çalışmalarını engellemekte. Bu olay ne zaman gerçekleşiyor? Araçta belli değerlerin altında seyir halindeysek sistem otomatik olarak çalışmaktadır. Aracımızın 250Nm maksimum torkun 100Nm ve daha düşüğünü talep ettiğimiz durumlarda ve 1.250 ile 4.000 dev/dk arasında, saatte 130 km/sa hızın altında, 2 ve 3 numaralı silindirler kapanır. Şimdi bu olay nasıl gerçekleşiyor? Aslında basit gibi duran ancak zor bir sistem geliştirilmiş. Egzoz ve emme supaplarını kumanda eden kam (egzantirik) milini 0 dereceli bir noktaya iterek yapar ve bu olayla beraber yakıt enjeksiyonu ile buji ateşlemesi de kesilir. 2. ve 3.  pistonlar sabit bir şekilde durur, çalışmazlar. 1. Ve 4. pistonlar çalışmaya devam ederler ve araca gerekli gücü sağlar.
            Bizlere yüksek tork, veya hız lazım gerekli oldu. Yani 4 silindirin de çalışmasını istiyoruz. 2. ve 3. silindirlerin de aktif olması gerekmektedir. Bu durumda ortalama 11ms içinde (krank mili 1.5 tur attığı anda ) çalışması istenilen silindirler sarsıntısız ve hissedilmeyecek şekilde devreye girer. Araç tekrar motorun 4 pistonundan  gücü almaya başlar.

            Peki bize bu silindirlerin kapalı kalması ne kazandırdı. Silindirlerin kapalı kalması bizlere yakıt tüketiminde tasarruf sağladı. Volkswagen sitesinde yazılan, NEDC normlarına göre 0.4lt/100 km daha düşük tüketim denilmektedir. Bu sistemin ileride geliştirilerek dizel araçlara rakip araçların ortaya çıkacağı görülmekte. Çekimser duran insanların ilerde belki de bu araçlara talep gösterecektir. Belki de bu sistemi dizel araçlarda da uygulanmasıyla elektrikli araçlara olan ilgi bir süre durabilir ve elektrikli araçların yaygınlaşması süresi uzar. Şuanda elektrikli araçların bir çok sorunu bulunmakta olduğu göz önüne alındığında neden olmasın ? 

Sistemin Çalışma Animasyonu