Biri hayatın sadece gelip geçici olduğunu mu söylüyor. Yoksa ölümsüzlüğe inanmıyor mu? İnsanlar yaşadıkça ölenlerde yaşayacak. Bizler elbet bir gün öleceğiz fakat yaşarken yaptıklarımız bizleri yaşatacaktır. Kimler ölmemiştir ki tarihte bir çok örneği var. Sizce öldüler mi? Bence değil. Düşünceleri, yapıtları, eserleri vb. bir çok şey onlardan bizlere miras kaldı. Bizler onların o eserlerini gördükçe onları hatırladıkça onların yaşamasına yardımcı oluyoruz.
Herkes ölümsüz olmak ister. Herkes her sene birilerinin kendisini anmasını ve hatırlamasını ister. Bizlerde onlardan biri olabilmek için ölümsüzlüğe ulaşmamızı sağlayacak birşeyler yapmalıyız. Oturarak ya da çalışmayarak olmuyor. İnsanlığa bir yararımız dokunacak ki onlarda bizleri unutmayacak. Bu sadece icat çıkarmak ya da bir buluş yapmakla olmuyor. Sanatla da sağlanıyor. En güzel örnekleri toplumumuzda yer almaktadır. Bunlardan biri de bugün hayatını kaybetti. Kendisini sadece Star Tv de ki tiyatrolarından tanıtım ve çok sevdim. Herkese hitap ediyordu ve bizleri güldürüyordu. Bilmiyorum siyasi düşüncesini ya da sanatının inceliklerini fakat beni ve çevremdekilerin kaçırmadan izlediği bir tiyatro sergiliyordu.
Bizleri güldürdüğü için teşekkür ederim. Mekanı cennet olması dileğiyle Allah rahmet eylesin.
18 Kasım 2013 Pazartesi
29 Eylül 2013 Pazar
PİSTON
Piston, motorun hareket elemanlarının en önemli
parçalarından biridir.İnsan vücudunda ki kalbin görevini, motorda yerine
getiren parçadır.Motor çevrimi içerisinde hava ve yakıt karışımının silindir
içerisine emilmesi için gerekli vakum olayın (emme stroğu) işlemini ve
karışımın tutuşabilmesi için gerekli basıncı oluşturacak sıkıştırma (kompresyon
stroğu) işlemini krank mili atalet gücünden faydalanarak sağlar. Sıkıştırılmış
karışımın ateşlenmesi ve patlamayla meydana gelen kimyasal enerji piston
tarafından doğrusal harekete çevrilerek (güç stroğu) motora asıl gücü vermiş
olur. Güç stroğunda ki yanma sonucu oluşan atık gazlarında krank milinin atalet
gücünden yararlanılarak piston tarafından iletilerek egzozla atılır.
Piston M.Ö 260 yılına dayanan bir tarihe sahiptir.
İskendireye’ de yaşayan tekniker Ktesibios kullanmıştır. İlk pistonu emme basma
tulumbaları içinde kullanılmış.Daha sonra 1438 de Jacopo Mariano ve 1500’de
Leonardo Da Vinci gibi askeri mühendislerin yaptıkları emme basma tulumbalara
ait, içinde piston bulunan eskizler, bugün müzelerde birer tarihi belge olarak
korunmaktadır.
Pistonların gelişmesinde motorun icadı önemli rol
oynamaktadır. Ancak motorun icadı da o tarihlerde çoktan bilinmekte olan bir
silindir ve piston mevcudiyeti sayesindedir. Aslında ikisi birbirini tamamlayan
birer ikilidir.
Emme basma tulumbadan günümüze
modern motora geçişteki ilk adımı buhar makinesi teşkil eder. 1690 yılında D.Papin tarafından bulunduğu bilinen
ilk buhar makinesidir. Daha sonraki yıllarda T.NEWCOMEN, J.WATT, R.TREVİTHİCK
VE O.EVANS yüksek basınçlı buhar makinesini imal ederek çok daha yüksek verim
sağlamışlardır.1860 yılında Lenoir mevcut buhar makineleri prosesine göre
çalışan bir motoru geliştirerek içten yanmalı motorların ilk yaratıcısı
olmuştur. Bir silindir bir pistondan ibaret olan bu motorla, piston üst ölü
noktadan geri giderken gaz karışımını emmekte ve takriben piston yolunun
yarısında karışım ateşlenmekteydi. Kötü dolum, yavaş yanma,yanmanın uzun süre
devamı ve piston yolunun kısalığı nedenleriyle bu makinenin verimi %3-5
arasında kalmaktaydı.
Otto ve Longen tarafından 1860
yılında geliştirilen dört zamanlı gaz motorundan verim %10 a kadar
yükseltilmiştir. Ardından sürdükleri çalışmalar sonucunda bugünkü modern
benzinli motorların ilk örneği doğmuştur. Rudolf Diesel bir silindir bir
pistondan ibaret olan ve silindir içine püskürtülen akaryakıtı sadece
sıkıştırma sonucu meydana gelen ısınmış havanın içinde kendi kendine tutuşturan
ilk motorunu icat etti. Böylece günümüz diesel motoruna da ilk adım atıldı.
![]() |
| Otto motor pistonu |
Piston gelişiminde en önemli
etkenlerden biri de alüminyumun bulunmasıdır. Alüminyum 1800 lü yıllarda Sir
Humphrey Dary’nin killi toprakta oksit halinde alüminyum madeni bulduğunu iddia
etmesiyle çığır açıldı. Daha sonraki yıllarda alüminyum madeninin keşifleri
hızla artmaya başladı ve alüminyum kullanılmaya başladı.
Pistonlar ilk olarak dökme
demirden imal ediliyordu. 1917 yılına kadar dökme demirden imal edilen
pistonlar daha sonrasında Alman uçak motoru imal eden Kolbenschmidt firması
alüminyumdan imal etmeyi başarmıştır. 1918 yılına kadar firma 1000 adet
civarında alüminyum pistonu imal edip firmalara vermiştir.
![]() |
| Diesel motor pistonu |
1921
yılında Alman Ulaştırma Bakanlığının hafif metalden yapılacak pistonlar
konusunda açmış olduğu yarışmada Kolbenschmidt firması ikinci ve üçüncü
olmuştur. O zaman birinci seçilen dövme pistonun işe yaramadığı anlaşılmış ve
imalatta tutunamamıştır. Günümüz pistonların da oldukça değişik şekil ve malzeme kullanılmaktadır. Dökme çelikten tekrar yapılan pistonların yanında, pistonun üst kısmı dökme demirden yapılırken alt kısmı alüminyumdan yapılan pistonlarda bulunmaktadır. Fakat alüminyum pistonlar yine pistonlar içerisinde büyük bir paya sahiptirler. Dünya da piston üreten şirketlerin sayısı çok fazla olmakla beraber büyük firmaların tekelinde bulunmaktadır. Bu firmalar araçların kullanım amacı ve istenilen verilere göre çeşitli pistonlar geliştirmektedir. Pistonlar üzerinde yapılan değişimler araçların verimi ve gücü üzerinde büyük etkiye sahiptirler. Günümüzde araçlarda ki motorların küçük hacme sahip olup yüksek güç üretmesinde en önemli parçalardan başı çekmektedir.
Hasan Kara
hasankara91@gmail.com
27 Eylül 2013 Cuma
ŞEREFİNE-Gökcan Sanlıman
İyilere Kötülere
Kalanlara gidenlere
Acı sözlere yaşlı gözlere
Ne gelir elden
Yokmuş kaderde
Yalnız anlaşıldık bu şehirde
Konuşmayınca büyük harflerle
Çok su aldık batarız en derine
Yanımızda olmayanların şerefine
Dünya dursun isterse
Biz güzeliz kime ne
Boş vermişiz bu gece
Herşeyi bir dikişte
Dünya dursun isterse
Burdayız bak yinede
Dertleri seve seve
Çekmişiz içimize
Aşkına da işine de
Bütün hayaller takılmış dibe
Sek içiren güzelliğin ve
Anıların sinmiş her yerime
Kalanlara gidenlere
Acı sözlere yaşlı gözlere
Ne gelir elden
Yokmuş kaderde
Yalnız anlaşıldık bu şehirde
Konuşmayınca büyük harflerle
Çok su aldık batarız en derine
Yanımızda olmayanların şerefine
Dünya dursun isterse
Biz güzeliz kime ne
Boş vermişiz bu gece
Herşeyi bir dikişte
Dünya dursun isterse
Burdayız bak yinede
Dertleri seve seve
Çekmişiz içimize
Aşkına da işine de
Bütün hayaller takılmış dibe
Sek içiren güzelliğin ve
Anıların sinmiş her yerime
GÖKCAN SANLIMAN -ŞEREFİNE
2 Eylül 2013 Pazartesi
Araba Reklamları
Belki bir kısmını gördük. Keşke bu tür reklamların sayısı çok olsa diyoruz. Ne yazık ki reklam kuralları çerçevesinde yasaklar. Birbirinden yaratıcı reklamlardan bir kısmı...
HONDA
OPEL
HONDA
BMW-AUDI arasındaki çekişme.
JAGUAR-BMW
MINI-COOPER
MERCEDES-BENZ
AUDI-BMW
MERCEDES-BMW
ASTON MARTIN
TOYOTA
AUDI-MERCEDES
HONDA
CHEVROLET
OPEL
PEUGEOT
HONDA
29 Ağustos 2013 Perşembe
FİAT 500L İNCELEMESİ
Fiat 500L , efsane aracın large modeli. Aslında Fiat bu modeli çıkartmak zorunda kaldı. Fiat, 500 ün satış rakamları umulduğu gibi olmadı ve üretimden kaldırmak da istemiyordu. Orta yolu büyüterek buldu. Reklam filmi ise etkileyici olmuş ve insanların ilgisini çekmeyi başardı. Peki şimdi 500L satış rakamları ve insanların onun hakkında ki fikirleri nasıldır? Bayiden aldığım yanıtlar memnun olduklarını ve Türkiye şartlarında ilk satışların çok iyi olduğunu söylüyorlar. Dilerim ki bu efsane aracın satış rakamlarının istenilen seviyede olmasıdır.
Araç dış tasarımda küçük 500 e benziyor ve ondan ödün vermiyor. Eski boyutlarına göre büyütülen araç 500 ün akla gelen küçük araç boyutlarında oldukça sıyrılmış. Ön tarafın geniş görüş alanı sunması, ferahlatıcı havası ile sürüş zevki sağlıyor. Sınıfının en büyük cam tavanına sahip olması rakiplerine karşı bir avantajı. Sınıfında ki en büyük bagaj hacmine de sahip bulunuyor ve 500 denildiğinde küçük bir hacim yerine bu araçta tam tersi bir durum var. Tatile çıkarken aracın bagaj hacmini düşünmenize gerek kalmıyor. Aslında araç tasarlanırken her kesim ve tüm amaçlar düşünülmüş gibi duruyor. Geliştirilmesi gereken bazı durumları yok değil.Onlara da sırayla değineceğim. Kişiselleştirmeyi ön plana çıkartmaya çalışan firma, 9 farklı renk seçeneği 3 farklı cam tavan, 17" alaşım jantlar ile bunu sunuyor. Keskin hatlar yerine yuvarlak hatlar ile araca karşı bir sempati hissettiriyor. İçeri girdiğiniz de kaliteli bir işçilik sizleri karşılıyor. İçeride rahat hareket edebiliyorsunuz. Sürücü koltuğuna oturduğunuz da uzun zamandır arabanın sahibi sizmişsiniz gibi bir hava ortaya çıkıyor.Geniş bir iç mekan misafirleriniz için ayarlanmış. Gösterge panellerini rahatlıkla görebiliyor ve kontrolleri rahatlıkla yapabiliyorsunuz. Otomatik viteste F1 tarzı vites konsolu pek hoş olmamış ama idare eder. Kullandığım araç manuel olduğundan otomatik vites konforu hakkında birşey söyleyemeyeceğim. Orta konsolda bulunan dokunmatik ekran ise küçük ama işlevsel duruyor. İç dizayn müşterilere genç ruhu hissettirmeyi başaran bir çalışmaya sahip aracımız, çift renkli döşemeleri ile dikkatleri çekiyor. Koltuklar oldukça rahat ve sizlerin yukarı da sürüş yapmanızı sağlıyor .
Fiat motor teknolojisinde küçük motorlar üzerine çalışmalar yapmakta ve bunu da başarıyla devamlı geliştirmekte. Bu motorlar yakıt dostu olmasıyla beraber çevre ve çep dostuda. Fakat araçlarını geliştiren Fiat araçlarını büyüttükçe motorlar aynı kalıyor ve küçülüyor. Bu da araçtan istenilen verimin alınmasını engelliyor. Test ettiğim araç 1.6 105 Hp gücüne sahip motora sahipti. Çekiş gücü iyi olmasına rağmen düşük hızlarda vites atma isteği doğuyordu. Tabi böyle olan motor da kendi sınıfında en az yakıt tüketimi ile liderliğini korumaktadır.1.6 nın torku yine normal olmasına rağmen diğer motorları alanların nasıl bu arabadan keyif alacaklarını sorgulamak zorunda kalıyorum.
Fiat 500L, gençleri etkilemek isteyen firma daha çok orta yaş grubunu etkilemeyi başarmış. Ayrıca kullanım kolaylığı ve sürüş zevki açısından bayanların ilgisini çekiyor. Sürüş zevki diğer fiat modellerine göre çok daha iyi. Ancak 1.6 motor kullanıldığında bu zevkin çıkartılacağını düşünmekteyim. Düşük motor hacimlerinde bu zevk ve konforun belki de bulunması zorluk çekilecektir. Peki fiyatının arabası mı diye soracak olursanız. Alırken ki amacınız ile tartışılır. Çünkü fiyatı 56 bin TL olan aracın rakipleri ile arasında fark bulunmakta.Bu fiyata bir çok markanın modeli olmakla beraber rakiplerinin fiyatlarına göre yüksek kalıyor. Yalnız ben görünüşe ve konfora önem veriyorum. Fiat ın bu güzel ayrıca kendini sevdiren arabasını istiyorum diyorsanız kesinlikle pişman olmayacaksınız. Sanki bir başka aracı anımsatan yapısı yok değil. Tahmin edeceğinizi düşünüyorum. Şimdiden alacaklara hayırlı olsun.
Güzel bir reklam filmi
Hasan Kara
hasankara91@gmail.com
http://www.tasitteknolojileri.com/
15 Ağustos 2013 Perşembe
SUBARU FORESTER 2013 İNCELEMESİ
SUBARU FORESTER
![]() |
| Subaru Forester |
Subaru denildiğinde aklımıza direk, boksör motor, impreza ve
yüksek yakıt tüketimi geliyor. Şuanda herkes için önceliğin yakıt tüketiminde
verimlilik esas olduğu için, bu marka uzun zaman tutulmadı. Şuanda araçları
eskisi gibi yüksek yakıt tüketimi verilerine sahip midir? Yeni araçların test
verilerine bakıldığında eskisi gibi yüksek yakıt tüketimine sahip olunmadığı görülüyor.
Subaru bunu AR-GE çalışmalarına ve teknolojinin nimetlerinden yararlanmasına
borçlu.
![]() |
| Subaru Impreza |
Subaru Forester sınıfının diğer araçlarından fiyat
bakımından uygun olması yanında, bir çok testte diğerlerini ya geçiyor ya da
kafa kafaya yarış çıkartıyor. Ülkemizde Subaru hakkında ki düşünceleri yıkacağını
düşündüğüm bir araç olarak görmekteyim. Araç size istediğiniz her konforu
sunmakta ve sizlere bir güven aşılıyor. Direksiyonu elinize aldığınızda, bir
uçak kabini izleniminden uzak bir araba kabini izlenimi veriyor. Uçak kabini
tarzı yapılan otomobillerin, sürücüye otomobil hissi vermediği kanaatindeyim.
Bu özelliği sayesinde ilk başta arabadan hoşlandım. Gaza bastığınız anda direk
sizi öne atıyor ve hadi gidelim dercesine bir turbo sesiyle sesleniyor. Atak yapısını,
boxer motora borçlu. Motorun yatay olması, aracın ağırlık merkezini aşağıda yer
almasını sağlıyor. Ağırlık merkezinin yere yakın olması aracın virajlarda rahat
dönüş almasına ve devrilmelerin önüne geçmekle sürücünün yola hakimiyetini
artırıyor. Bu özellik sayesinde virajlara rakiplerinden daha hızlı girip bir
adım öne geçiyor.
![]() |
| Simetrik Sürekli Dört Çeker |
Subaru da kullanılan simetrik sürekli dört çeker
teknolojisi, aracın daha dengeli hareket etmesini ve aracı rahat kontrol ederek
sürüş güvenliği sağlıyor. Subaru bu sistemi eskiden beri kullanmakta ve her
sene geliştirmeye devam ediyor. Sistem bizlere dört tekerinde aynı oranda gücü
almasını ve bu gücü yola aktarmasını sağlıyor. Bazı durumlarda ve modellerde bu
oranlar değişmektedir. Aslında sürekli eşit bir dağıtımdan söz etmek mümkün
değildir. Hemen bu duruma aldanmamak lazımdır. Yalnız Subaru bu sistemin
öncülerinden ve en iyi uygulayanlardan biridir. Araçlarında uyguladığı bu
sistem sayesinde; tüm yol şartlarında sürücüye büyük kolaylık sağlıyor. Ani
durumlarda hızlı bir şekilde tekerlekler tepki vermekte ve tehlikenin
üstesinden gelmemize yardımcı oluyor.
Subaru denildiğinde akla ilk gelen motoru boxer motor
teknolojisi (boxer motor teknolojisi Karl Benz tarafından geliştirilmiş ve
patenti ona aittir) , motor yatay yerleştirilmiş pistonların karşılıklı hareket
etmesinden ismini almaktadır. Pistonlar hareket ettikçe, parçalarda titreşim
meydana gelmektedir. Bu titreşim hareket yönünün tersine oluyor. Boxer motorda
pistonlar karşılıklı dizildiğinden bu titreşimler azalıyor. Motorun yatay
olması aracın ağırlık merkezinin de yere yaklaştırılmasına yardımcı oluyor.
Aracın daha istikrarlı bir dengeye sahip olmasına ve yanal hareketlere karşı
direnç oluşturmasına yardımcı oluyor. Titreşimin az olması motorun daha fazla
dayanmasına ve güvenilir bir performans elde etmemizi sağlıyor. Bu motor bu
kadar yararı var iken neden diğer firmalarda kullanmıyor diyebilirsiniz. Bunun
sebebi motorun sürtünme katsayısının diğer motorlara göre yüksek olmasından
kaynaklanıyor. Sürtünme katsayısının fazla olması, pistonların ömürlerinde
kısalma olması ve pistonlarda ki aşınmalar ile motorun ciddi zararlar ile karşı
karşıya kalmasına sebebiyet verebiliyor. Yatay yerleştirilen pistonlardan gücü
elde edebilmek için, dikey yerleştirilen pistonlara oranla daha fazla enerji,
enerji içinde daha fazla yakıt gerekmektedir. Bu sebepledir ki fazla yakıt
tüketim oranları ile karşılaşıyor. Bu sebepler boxer motorun önemini
azaltmıştır. Subaru ise geliştirdiği dizel turbo motorlar ile bu oranları aşağı
çekiyor. Eskiden kalma bir yara olsa gerekiyor ki, boxer motor denildiğinde
fazla yakıt tüketimi ilk akla gelen cümle oluyor. İleride bu kara leke belki de
tarihe karışır.
![]() |
| Boxer Motor |
Teknolojinin nimetlerinden yararlanıyor demiştik. Bu
teknoloji nimetlerinden en iyi örneğini, CVT şanzıman diyebilirim. CVT şanzıman
sayesinde sınırsız vites değişimi ile vites değişimlerinde oluşan yakıtın önüne
geçiliyor. Subaru en az yakıt tüketimi için seçtiği bu şanzımanın az da olsa
katkısını görmekteyiz. Ön süspansiyonlar, arka süspansiyonlara göre daha sert
imal edilmiştir. Yol koşullarında araçta en az sarsıntılı şekilde hareket
edebiliyor.Aracın üç çeşit sürüş modu bulunmaktadır.
![]() |
| CVT Şanzıman |
Bunlar ;
- S#(Sport Sharp Modu)
- S(Spor Modu)
- I(Akıllı Mod)
Güvenlik konusunda araç EURO NCAP testinden 5 yıldız almayı
başarmıştır. Çarpışma anında motorun düşmesi sağlanıyor ve araç içerisinde ki
zarar görmesi azalıyor. Güvenlik önemleri konusunda bu belirttiğimiz
ayrıntıların dışında önemli bir ayrıcalık göremedik.
![]() |
| Halka Şeklinde Güçlendirme Çevresi |
Araçta kullanılan malzemeler kaliteli ve işçiliği sağlam
görünüyor. Birçok ayrıntı ve yardımcı gözenekler bulunuyor. Aracın bir aile
arabası olarak geniş bir bagaj hacmine ve çocuklar için yardımcı ekipmanlara
sahip.
Görünüm bakımından 4*4 olmasının verdiği bir asabiyet
görünmektedir. Bu asabiyet çelik gözlü Japonlara ait olduğunu düşünüyor. Bir Japon
esintisi görünmektedir. Sert çizgilere ve kaslı bir yapıya sahip, kendini direk
trafikte belli edecek şekilde tasarlanmış.
Tanıtımı
Alacak kişilere şimdiden hayırlı olmasını dileriz. Bizler
tarafından beğenilen aracın reklamının diğer firmalara göre geri kaldığı ve
tanıtımına daha çok yer verilmesi gerektiği düşünülüyor. Eski tabularını yıkan
Subaru bunu genele ulaştırmadıktan sonra güzel satış rakamlarına ulaşması biraz zor
gibi geliyor. Ayrıca motor konusunda bir çok ustanın yetişmesi gerektiği ve bunların da her ilde olmasa bile nüfusun fazla olduğu yerlerde olması gerektiği görüşündeyiz. Çünkü usta azlığı ve değişik bir motor tarzı tamirinde sıkıntı çıkartıyor. Subaru farklarından biri de Japonya dışında üretim yapmaması.
5 Ağustos 2013 Pazartesi
ACT Nedir?
ACT (Aktif Silindir Yönetimi) Nedir?
Eskiden araç alınırken büyük motor; büyük güç demekti ve herkes bu
tür araçlara yöneliyordu. O zamanlar benzin fiyatları bu kadar yüksek
fiyatlarda değildi.Şuanda devir ekonomi devri ve herkes en az yakan ama en iyi
performansı veren otomobilleri almakta.
Bu sebepten dolayıdır ki, firmalar AR-GE yatırımlarını bu yönde yapmaktadır. En
az yakıt tüketimine sahip, en az çevreye zarar veren araçlar günümüzde popüler
olmaya başlamıştır. Piyasaya baktığımızda en çok satan araçların da düşük
hacimli araçlar olduğunu görmekteyiz. Firmaların bu yöndeki çalışmalarından ortaya
çıkan bir motor çeşidi, ACT sistemine sahip motorlardır. Benzinli motorlarda
kullanılan bu sistem, en büyük rakibi dizel motorlu araçlardır.Dizel araçlara
göre ucuz olan bu motora sahip araçlar piyasada ilgi uyandırıyor. İnsanlar yine
de yeni motor olması ve hakkında pek
bilgi birikimi olmadığından, motorları çekimser karşılamaktadır.
Volkswagen
tarafından geliştirilen bu motor, düşük yakıt tüketimi ve performansı bir arada
sunan aktif silindir yönetimi sayesinde, 2.ve 3. silindirleri gerek olmadığında
otomatik olarak kapatmakta ve çalışmalarını engellemekte. Bu olay ne zaman
gerçekleşiyor? Araçta belli değerlerin altında seyir halindeysek sistem
otomatik olarak çalışmaktadır. Aracımızın 250Nm maksimum torkun 100Nm ve daha
düşüğünü talep ettiğimiz durumlarda ve 1.250 ile 4.000 dev/dk arasında, saatte
130 km/sa hızın altında, 2 ve 3 numaralı silindirler kapanır. Şimdi bu olay
nasıl gerçekleşiyor? Aslında basit gibi duran ancak zor bir sistem geliştirilmiş.
Egzoz ve emme supaplarını kumanda eden kam (egzantirik) milini 0 dereceli bir
noktaya iterek yapar ve bu olayla beraber yakıt enjeksiyonu ile buji ateşlemesi
de kesilir. 2. ve 3. pistonlar sabit bir
şekilde durur, çalışmazlar. 1. Ve 4. pistonlar çalışmaya devam ederler ve araca
gerekli gücü sağlar.
Bizlere
yüksek tork, veya hız lazım gerekli oldu. Yani 4 silindirin de çalışmasını
istiyoruz. 2. ve 3. silindirlerin de aktif olması gerekmektedir. Bu durumda
ortalama 11ms içinde (krank mili 1.5 tur attığı anda ) çalışması istenilen
silindirler sarsıntısız ve hissedilmeyecek şekilde devreye girer. Araç tekrar
motorun 4 pistonundan gücü almaya başlar.
Peki
bize bu silindirlerin kapalı kalması ne kazandırdı. Silindirlerin kapalı
kalması bizlere yakıt tüketiminde tasarruf sağladı. Volkswagen sitesinde
yazılan, NEDC normlarına göre 0.4lt/100 km daha düşük tüketim denilmektedir. Bu
sistemin ileride geliştirilerek dizel araçlara rakip araçların ortaya çıkacağı
görülmekte. Çekimser duran insanların ilerde belki de bu araçlara talep
gösterecektir. Belki de bu sistemi dizel araçlarda da uygulanmasıyla elektrikli
araçlara olan ilgi bir süre durabilir ve elektrikli araçların yaygınlaşması
süresi uzar. Şuanda elektrikli araçların bir çok sorunu bulunmakta olduğu göz
önüne alındığında neden olmasın ?
Sistemin Çalışma Animasyonu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















