16 Temmuz 2013 Salı

Yeni Toyota Corolla Testi

    Toyota'nın merakla beklenen,1966 yılından bu yana üretilen, şuanda Sakarya fabrikamızda üretimi gerçekleşen aracı Corolla bayilerde yer almaya başladı. Bizler İzmir bayisinde aracımızı test etme imkanına sahip olduk. Gittiğiniz deToyota tarzının değiştiğini ve sizlere daha keskin çizgilerle tasarlanmış bir araç bekliyor olacaktır. Tasarım olarak daha modern ve şık olarak tasarlanmış Corolla bizleri etkilemeyi başardı. Tasarımda yalınlığa ve keskinliğe dikkat eden firma, aracın ızgaralarının güçlü ve dinamik duruşuyla da dikkat çekmektedir.

     Aracın gözle görünür, eski modeline göre boyut farkını göreceksinizdir.Bir üst segmentine aslında rakip olabileceği anlamına da gelmektedir. Biz yolcular için ne kadar geniş olursa araç, o kadar rahat ederiz. Arka koltuk da oturacak kişiler için bu genişlik çok iyi olmuş.Araç içerisine bindiğiniz de Toyota kalitesinin de geliştiği ve kaliteden ödün verilmediğini belirtmeliyiz. İç tasarımda dış tasarım gibi sert çizgiler içermektedir. Bu sert çizgileri yumuşak malzemeler ile hoş bir görünüm sağlanmıştır Bu aracın iç kısmında kullanılan malzemeler kumaş ve deri/kumaş, lake siyah kaplama ve açık mavi aydınlatma güzel bir işçilikle birlikte bizlere hoş bir ortam oluşturmuştur. Arka koltukta oturanlar için uzatılan araçta kendi sınıfının en iyi diz mesafesine sahip olduğunu tekrar vurgulamak istedim. Küçük cepler ve ayrıntılar ise aracın iç dizaynında dikkat çeken noktalardan biridir. Bagaj genişliği ve hacmi de sınıfının standartlarında yapılmış.

      Ön konsola geldiğimiz, burada ki sert çizgi çok belli olmakta ve insanı cezbetmektedir. Tabi ki herkesin zevki farklıdır yalnız bizler bu çizgiyi, aracın yapısına ve yeni dizaynına gerekli bulduk. Deri kaplama, üstünde kontrol tuşları ile geliştirilmiş bir direksiyon simidi rahat bir sürüş zevkinize yardımcı olmaktadır. Gösterge panelini rahatlıkla görmekte ve mavi iç aydınlatması ile sürüşü güvenli kılıyor.  Gösterge de bulunan shift lambası ise bizlere vites atmamıza yardımcı olmaktadır. Göstergede hız ve devir sayaçlarının geniş olması görmekte kolaylık sağlamaktadır. Ortada büyük bir ekranın yer alması ve bu ekranın dokunmatik olması sürüş sırasında kolaylık sağlamaktadır. 6.1" genişliğinde Toyota Touch 2 teknolojisi içeren ekran ayrıca Bluetooth kablosuz cep telefonu bağlantısı ile iPod ve akıllı telefonlarınızdan müzik aktarabilirsiniz. Telefon bağlantısı ile görüşme yapabilir ve mesaj atabilirsiniz.  Toyota Touch 2 with Go ile navigasyonu kullanabilir, ayrıca akıllı geri görüş kamerası ile park sorununuzu biraz da olsa gidermiş olursunuz.

      Araç start-stop teknolojisine sahip değildir. Bu Toyotanın aldığı bir karar doğrultusunda uygulanmayan teknoloji, sebebi ise bu teknoloji ile motorun ömrünü kısaltığı düşünülmektedir. Toyota mühendisleri onun yerine başka tasarruf önleyen sistemler geliştiriyor. Bunlardan biri yukarda belirttiğim, shift göstergesi ile vites değişimini en ideal zamanda yapılmasını sağlamak. Multidrive S, kasnak oranını kesintisiz bir şekilde ayarlanmak ve CVT (Sürekli Değişken Şanzıman) ile yakıt ekonomisine bir nebzede olsa yardımcı olmaktadır. Ayrıca 1.6 Valvematic benzinli motor, son nesil VVT-i teknolojisini içeriyor. Motor supaplarının sizlerin sürüş gereksinimlerine göre ayarlanmaktadır. Sizin sürüşünüze daha hızlı bir tepki, az yakıt ve düşük CO2 emisyonları olarak karşımıza çıkmaktadır. Araç sürerken fark edeceksiniz ki düşük devirlerde bile yüksek hızlara kolaylıkla çıkabilmekte, ayrıca yol durumuna göre kolay uyum sağlamaktadır. Vites değiştirirken debriyajdan ayağınızı çekerken değilde son zaman diliminde vitesin kavranması ilk kullanacaklar için belki de sıkıcı olacaktır. Vites değişim hızı ise oldukça başarılı ve tepkilere hemen cevap vermesi ise etkileyici olmuş.

     Toyota dendiğinde akla artık teknoloji ile geliştirilmiş araçlar gelecek sanırım. Bu konuda araçta sunulan Toyota Touch, akıllı giriş ve çalıştırma sistemi, follow me home, yağmur sensörü,otomatik yanan farlar, akıllı park destek sistemi, HAC(Yokuşta Kalkış Destek Sistemi),TRC(Çekiş Kontrol Sistemi),VSC(Araç Denge Kontrol) vb. standart donanımlardır. Ayrıca araçta standart olarak 7 hava yastığı bulunmaktadır.
       Araç sürüş zevki bakımından yeterli gelmektedir. Kendi sınıfında bir adım öne geçmek için yapılması gerekenler yapılmış. Gerek tepki zamanının kısalığı, gerekse yolu kavraması ve yola çabuk uyum sağlaması sürücüler için zevkli bir sürüş ortamı sağlamaktadır. Gaza dokunduğunuz da kısa sürede ben buradayım der gibisine sesin motordan çıkması ve birden hızlanması bizlere aslında güçlü bir araç olduğunu hatırlatmakta. Virajlarda savrulma olmaması ise rahatlıkla dönüşü almamıza imkan tanıyor. Araç fren sistemi ise yumuşak ama etkili olmuş ve tam yüklenildiğinde sert bir şekilde durmaktadır. Bu da tehlikeli durumlarda istenilen sonucun alınacağı anlamına geliyor.  

Bu araç ile piyasalar da rekabetin artacağı ve artık müşterileri isteklerine hızlı cevap veren firmaların payı kapacağı anlamına geliyor. Şuanda test ettiğimiz bayimizin elinde aracın kalmadığı gelecek aya talepleri ertelediğini belirtmektedir. Fiyat konusunda sınıfına göre uygun olan Corolla ayrıca Toyota ismininde yardımıyla piyasada çok göreceğimizi tahmin ediyorum. Ülkemizde üretilmesi ise bizlere çok büyük avantajı olan aracın şimdiden sene sonu tahmin edilen rakamlardan fazla satacağına inanıyorum.
   

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Kaizen ?


Günümüzde maliyetlerini kontrol edebilen ve sürekli iyileşen işletmeler kazanacaktır.


Daha iyiyi yapabilme kavramı Kaizen felsefesini en iyi açıklayan sözlerden biridir. Felsefe diyoruz çünkü Kaizen'i sadece iş hayatında değil hayatınızın her alanında uygulamaya geçirebilirsiniz. Kaizen,daha iyisini yapabilmek için sürekli çalışmak ve mükemmele ulaşma arzusudur diye tanımlayabiliriz. Kelime Japonca kökenli olup,anlamı 'daha iyisi için değişmek','gelişmek'dir. 
Kaizen 3 Ana Bölümü:
Kaizen felsefesinin temel prensipleri :
Kaizen Emirleri:
Kaizen Felsefesine göre sürekli değişimin yararları nelerdir?


Kaizen ile aile yaşantınızı,iş hayatınızı ve daha pek çok sosyal ilişkilerinizi daha iyi duruma getirebilirsiniz. İsteklerimizin,hedeflerimizin gerçekleşmesinde çoğu zaman acele ederiz. Bir anda tepeye çıkacağımızı sanırız. Ama,başarının sırrı ağır ağır acele etmemekte,sabırla ve kesinlikle vazgeçemeden devam etmekte yatar. Yavaş yavaş emin adımlarla ortaya çıkarılan başarı daha önemlidir.
Kaizen sonuçtan çok sürece yönelik bir çalışma içerir. Üç boyutta inceleme yapmaktadır. 
-Çalışan boyutunda,
-Süreç boyutunda,
-Teknoloji boyutunda.
Kaizen Değer Sistemi: Her zaman,her kademede bütün nesnelere yapılacak olan sürekli iyileştirme çalışmalarıdır. Sürekli iyileştirmeler kalite çemberleri,takım çalışmaları,otomasyon ve işçi üst yönetim işbirliği stratejileriyle elde edilebilir. 
Kaizen Kavramının Öğeler:
1-Kalite
2-Çaba
3-Geliştirme Arzusu
4-Karşılıklı ilişki(Takım Çalışması)

-Kaizen Olayının Planlanması: PUKÖ analizinde de P harfinden belirtildiği gibi Planlama adımında Kaizen için gerekli kaynakların tanımlanmasına,hedeflerin belirlenmesine ve tanıtımların programlandırılmasına karar verilir.Uygulamaya başlamadan önce en az dört hafta önceden tasarlanmaya başlanmalıdır.
-Kaizen Olayının Uygulaması: Kaizen takımı tarafından değiştirilmesi istenen bölüme yapılan kısa tanıtımlar her gün sonunda yapılabileceği gibi günde birkaç seferde yapılabilir. Bu tanıtımlar takım üzerinde inanılması güç bir olumlu etki bırakır. Takım bu sayede kendisini ölçebilmekte,yeterliliğini sorgulayabilmekte,mevcut bulgularını tartışıp gelecekle ilgili düşüncelerini geliştirebilmektedir. 
-Sürdürülebilirliği ve Genişletilmesi

1-Sorunu kabul edin.
2-Çok para gerektirmeyen projeleri seçin.
3-Önce 'bizim' problemlerimize bakın 'onlarınkine'değil.
4-Tek ölçü ekonomik çıkar olmamalıdır.
5-Önceliği saptayın.Projeyi kalite,maliyet,dağıtım vs. ilkelerine dayalı olarak yürütün.
6-Planla,yap,kontrol et,harekete geç (PDCA) çevrimini izleyin.
7-Doğru çözüm araçlarını kullanın.

1-Takım güne beraber başlar ve bitirir.
2-Vaktinde olmak önemlidir.
3-İletişim araçları etkisiz hale getirilmelidir.
4-Takım kendisine ayrılan özel odasında faaliyet gösterir.
5-Müdahale edilmemelidir.
6-Kaizen hedeflerinden sapılmamalıdır.
7-Kişi suçlaması yapılmaz.
8-Takımın dışında kimsenin oy hakkı bulunamaz.
9-Sessiz biçimde de olsa protesto yasaktır.
10-Odada söylenen odada kalır.
11-Rütbenin önceliği yoktur.
12-Yapamayacağım kelimesi takım lügatından silinmelidir.

1- Kuruluşun tüm etkinliklerinde bir canlılık meydana gelir.
2-Topluluğun aynı amaç ve hedef doğrultusunda çalışması sağlanır.
3-Bölümler kendi işlerini daha etkili ve verimli biçimde yürütürler.
4-Etkileşim içinde olan bölümlerin sorunları kısa yoldan ve kalıcı biçimde çözümlenir.
5-Çalışanların bilgi ve beceri düzeyi yükselir,motivasyonu artar.
6-Verimlilik ve diğer temel rekabet unsurları daha hızlı bir gelişme gösterir.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Hayatlarımızın Kadını


        Hepimizin hayatında unutamayacağı bir kadın vardır. Benimde seninde hepimizin.... Bu kişi hepimiz için çok farklıdır. Herkesin kendi hayalinde o kadar büyük bir yerdedir ki tahmin edemeyiz. Onu asla unutmayız ve unutamayacağız. 
     
      Herkesin hayatında ki  kadın farklıdır. Bizlere yaşattıkları şeyler çok farklıdır. Aklımızda öyle ya da böyle yer edinmiştir.Onun ağlamasını, üzülmesini ve hayal kırıklığına uğramasını istemeyiz.Bazen onu kendimizden çok sakınırız, bazende kendimiz için onu üzeriz. Bir gerçek vardır, o bizler için kendinin üzülmesine üzülmez; bizlerin üzülmesine bizden daha çok üzülür. Canından can vermiştir,bizler için hayatını ortaya koymuştur. 
       
       Şimdiye kadar sanırım anladınız bu kadının kim olduğunu, ilk başlarda herkesin aklına bir sevgili gelmiştir. Bundan büyük sevgili ilahi aşka girer ama şuan da onu anlatamam, ben annelerimizden bahsediyordum. Hepimizin ilk kadınıdır, kız ya da erkek olalım. Çünkü bizlerin biz olmasını sağlayan, hayatımızda ki ilk kadındır.  Geriye dönüp düşünürken annemle yaptığım tartışmalar hep yüzümde tebessüme sebep oluyor. Bazen konuşmaktan usanmıyor değilim, kadınların doğal yapısı gereği sanırım, tabi bir de uzaktayım anlatacak çok şey oluyor.Bizler için babalarımızdan sırlarımızı saklamaları, paramız bittiğinde gizliden vermesi, babalarımıza karşı her zaman bizleri korumaları vb....  Yaptıklarını anlatmaya kalksam yazmaktan yorulurum, hepimiz sadece bir kaç dakikalığına geriye gidip onları düşünelim bu bizlere fazlasıyla yeterlidir.Bizlere kazandırdığı ve kattığı şeylerin hakkını asla ödeyemeyeceğimizi hepimiz biliyoruz. Biliyoruz ki o olmasaydı şu anda hayatta ....
   
       Bu hafta pazar günü anneler günüdür. Sadece bir kere aramamız bile onlar için yeterlidir. Eğer çiçek götürüp verirseniz, onların yüzünde ki gülücük her şeyi unutturur. Allah kimseye anne acısı yaşatmasın isterim ama ölüm bir gerçektir. Düşünmek zor geliyor ama hayatın acı bir gerçeği ile yüzleşti isek gerekli görevimizi biliyoruz ve yerine getirmeliyiz.
   
       Ben bu arada gerçek annelerden bahsediyordum. Sözüm meclisten dışarı ama anne olmak sadece çocuk yapmakla olmuyordur. 

23 Nisan 2013 Salı

Kulübüm(üz)

     
         Sorumluluk almak çok zor bir iştir. Bir de yüzlerce kişinin sorumluluğu daha zordur. Bir öğrenci olarak kulüp başkanlığı gibi bir sorumluluğu aldıysanız işiniz gerçekten zor. Herkes sizden birşeyler beklemektedir ve onların bu beklentilerini karşılamanız gerekmektedir. Bunu yaparken de diğer hayatınızdan ödün vermek zorunda kalabiliyorsunuz.
      Ben ve arkadaşlarım 1. sınıfta kulüp kurmak ve bölümümüze katkı sağlamak amacıyla bir kaç girişimde bulunmuştuk. Bizim arkadaş bir türlü kuramadı,sebeplerini anlatmayacağım ama bilmenizi isterim ki elinde olmayan sebeplerdendir. Ben ise yurt dışından geldikten sonra yani 2. sınıfta, arkadaşlara ben bu kulübü kuracağım dedim ve kurdum. Şaşırmıştım ilk danışmanlık teklifi ettiğim hocamız direk kabul etmişti .Hemen evrakları hazırladım ve kulübün kurulması için gerekli yerlere evrakları teslim ettim. Tabii bir de bu kulübün yönetimi lazımdı, hemen çevremde ki arkadaşlardan oluşturdum. Sonra bir baktım kulüp kurulmuş, öyle el çiziminden bir logomuz ve bir de tüzüğümüz vardı. İlk başta üyelerden ücret almadık,çünkü hepimiz öğrenciydik. Bir baktık üye sayımız hızla artmaya başlıyor. İlk tanıtım günlerimiz de çok güzeldi. Atölyeden ne kadar etkileyici materyal var koridora dizdik. Gelen geçen bizleri izliyordu. Bir hocamız geldi ve direk soru sormaya başladı. 2.sınıf öğrencisiyiz ama bizden cevap bekliyor. Ben tamirini bilirim arkadaşa yönlendirdim o bilir diyor ve topu ona atıyordum. O kişi şuanda başkan yardımcımız. Ben ise tamire gelince cevap veriyordum, o kadar çalışmıştım dışarıda bilmesem adama gülerlerdi.
        İlk gezi işimiz bir çok sebeplerden gerçekleşmedi. Bu bende ve bana inananlarda bir hayal kırıklığına sebep olmuştu. Bu arada kulübümüz bünyesinde de FORMULA-G yarışlarına hızla hazırlanan bir ekip vardı. Bu ekip gerçekten çok çalıştı ve kendilerine inanmayanları hayal kırıklığına uğrattılar. Yarış yerinde herkesin gözü bizim arabamız da, tabii güneş arabasının Ferrari'si demek yanlış olmaz. Derece yapamadık ama olsun yarışmakta güzeldi. O heyecanı yaşamak ve bir ekip olarak gerçekleştirmek paha biçilemezdi. Ufak bir hatırlatma ve sitem eklemek istiyorum,bu yarışlara bütçe sınırlaması getirilmeli diyorum.
      3.sınıf olmuştuk, SKS den bizlere bir yazı geldi, toplu bir kulüp tanıtımı olacaktı. Bende ekibimle yerimi aldım.Yanımda popüler bir kulüp olan IEEE vardı. Benim kulübe üye alamazken,yanımdakiler durmadan üye alıyorlardı. Kıskanmadım değil. Tüm kulüp başkanları tabi ki bu durumu kıskanır. Ben yapacaklarımı ve yaptıklarımı söyledim ama yine de olmuyordu. Orada söylediğim herşeyi hemen hemen gerçekleştirme fırsatım oldu. Dile kolay geliyor; 3 büyük otobüsle gezi düzenlemek, Türkiye'nin en büyük fabrikalarına teknik gezi düzenlemek, tekrar Formula-G yarışlarına katılmak ve ücretsiz bilgisayar programları kursu vermek. Buradan kulübümüzün faaliyetlerine göz atabilirsiniz : http://www.tasitteknolojileri.com/
      Ben sadece üniversitemi ve kulübümü belli bir yere gelmesini istiyorum. Bizler birbirimize destek olduktan sonra aslında yapamayacağımız birşey değil. Ben nereye gidersem gideyim önce üniversitem sonra kulübüm diyorum. Çünkü bir yere geldiğimde tek olmak yerine biz olmak aslında hayatta başaracağımız en önemli şeydir.

28 Mart 2013 Perşembe

Emekler ve Sonuçları

    Çalışırız bir şeyler yaparız. Bu çalışmalarımızı paylaşmak isteriz. Bu paylaşacağımız kişilerin arkadaşlarımız veya dostlarımızın olmasını isteriz. Onların da bu işte bir pay almasını ve mutlu olması için de çalışırız. Onların mutluluğu bizim mutluluğumuzdan çok daha kıymetlidir. Çünkü başkasını mutlu etmek ve hayatında yer edinmek herkesin harcı değildir.
    Herşeyin mükemmel olmasını isteriz. Eğer işin içinde arkadaşlarımız ve dostlarımız varsa, daha çok çalışırız. Utanmamak ve onu utandırmamak amacıyla uğraşırız. Önceden tüm olasılıkları tahmin etmeye çalışır, olacak sorunları önceden düşünüp önlem alırız. Sadece arkadaşımız ya da arkadaşlarımız mutlu olsunlar. Bu durum için herkesle tartışır, zamanımızı harcar kendimizden bir fedakarlık yaparız. Arkamıza baktığımızda sadece güleriz o kadar yorgunluğa. Sonuçta arkadaşımız ya dostum buna değecek. O kadar emeğimizi bir kenara bırakıp sadece o anı yani arkadaşımızın yüzündeki gülümsemeyi ve ümidi hayal ederiz.
    Unuttuğumuz birşey mi vardır. Yoksa bizler bir eksik mi yapıyoruz. Ya da insanoğlu asla doymayı bilmemesinden midir? Bu emekleri verdiğimiz kişi ya da kişiler memnun olmuyor. Birden düşünüyoruz acaba nerede hata yaptım. Yoksa bilmeden incitecek bir şey mi söyledim. Sanırım şu olay aslında olmamalıydı onu sıktı bu durum. Gibisinden düşünüp onları mutlu etmek için o sırada da çalışıyorsunuz. Yalnız o kişi ya da kişiler hiçte memnun ve mutlu olmuyorlar. Orada düşünüyorsunuz ve kalıyorsunuz.
     Sadece o kadar emeği düşünüp biraz saygı duymak gerekir. İnsanız sonuçta, hatasız kul yoktur ki. Herşeyi mükemmel olmasını istiyoruz. Yardımcı da olsanız bir şekilde o emeklerin karşılığı olabilir ama ne yazık ki emekler asla görünmüyor. 
    İnsan sadece hayal ettiğini ve istediğini almak veya görmek istiyor yoksa gerisi boştur onun için. Sizler ne kadar emek harcarsanız harcayın insanları mutlu edemezsiniz.

13 Mart 2013 Çarşamba

hayatım(ız)

     Zamanın içinde akıp giden,bizden alıp götürdükleri ve getirdiklerinden oluşan merkezinde biz olan bir şeydir. Hayatımıza zarar gelmesini, onun canımızı yakmasını istemeyiz. Hayatımızı oluşturan canlı ya da cansız herşey bizim için değerlidir. Onları koruruz ve kollarız. Onlara da bizden bir parça  gibi sarılırız.
     Hayatımız bizi oluşturan en büyük faktördür. Canımız aslında onun bir ögesidir. Canımızdan önce hayatımız gelir çünkü hayatımıza gelecek küçük bir yara bile canımızı acıtır. Canımızda oluşacak acılar ise hayatımızın faktörleriyle unutulması sağlanır.
     Bu nedenledir ki hayat arkadaşı ya da hayatımın anlamı gibi kavramlar vardır. Can arkadaşı duydunuz mu ? Hayatımızın bir parçası haline gelindiğinde ondan ya da onlardan asla vazgeçemeyiz. Hayatımızdan bir şeyler koptuğunda sanki bir boşlukta hissederiz ve bunu içimizde yaşarız. Dışarıdan belki fark edilmez ama içimizde bir parça kopmuştur. Onun yerini doldurmak mı imkansızdır. Hayatınızla beraber herşey bir bütün olur ve birbirini etkiler. 
    Bir domino taşını düşürünce nasıl hepsi birden devriliyorsa,hayatımızda öyledir. Bir taş yerinden oynarsa tüm taşlar etkilenir. İçinden bir taşı aldığınızda da bir bütün bozulmuş olur. 
     Hayatımız bizlerin düşündüğünden daha büyük ve çok fazla faktörden oluşmaktadır. Canımız yansın ama hayatımıza gelecek en küçük bir acı bile tüm canımızı yakacaktır. Hayatımızın değerinin farkına varalım...

8 Mart 2013 Cuma

Telefon ile Duygu

             Sabahları insanlar bir ümitle gözlerini açarlar. Sıcacık yatağından ayrılmak gibi büyük bir fedakarlık yapıyor. Bir güzel söz duymak için. Sonra ilk işimiz telefona bakmak oluyor. Günümüzde kazandığımız bir alışkanlık oldu. 


            Telefon hayatımıza girdiğinde bu yana çok farklı bir işlev ve araç görevi görmektedir. Fakat ilk çıktığından bu güne olduğu gibi bir özelliği devam etmektedir. Uyandığımızda ilk yaptığımız ve yapmaya da devam edeceğimiz şeydir. Uyanır uyanmaz telefona bakmak oluyor. Belki alarmı kapatmak içindir diye düşünebilirsiniz, alarm kurmadığımız da bile aynı hareketi tekrarlıyoruz. Belki sevdiğimiz birinden bir çağrı ya da mesaj gelmiştir. Bir ümitle telefonu elimize alıp bakıyoruz. Bir mesaj ya da çağrı gördüğümüzde gözlerimizde bir açılma oluyor. Merakla hemen açıp bakıyoruz. Dilediğimiz kişiden ise uykumuzdan direk uyanıyoruz. Güne başlamanın en güzel yöntemlerinden oluyor. Mutlu bir gülümse ile aynanın karşısına geçip günümüzü hayal ediyoruz.


            Telefon ile günümüz şekillenmeye başladı. Gelen haberler verilen mesajlar bizim günümüzün iyi ya da kötü geçmesine sebep oluyor. Telefon insanların arasında ki duygu kavramını ise öldürdü. Bir mesaj ile aslında için de yaşadığımız duygunun tam tersini verebiliyoruz. Yalan duygular ile bazen başkalarını üzebiliyor ya da kıra biliyoruz  Sonuç olarak mesaj ile yazılan soğuk ve sadece düz bir metinden oluşan sözlerde kendi duygularımızı gerçekten anlatabiliyor muyuz? Bir insanın karşısına geçip güzel sözler söylemek ile mesaj yazarak anlatmak aynı mıdır? Mesaj ile anlam yüklü kelimelerden güzel bir anlamlı söz çıkabilir. Bu anlamlı söz gerçekten bizim duygularımızı yansıtıyor mu? Bizler okuduğumuz metinlerden,duygumuz hikayelerden edindiğimiz sözleri kullanıyor olabiliriz. Belki de hepsini karıştırıp kendimize özgü bir söz ya da metin elde ediyoruz. Bu cümleler bir metin mesajı olarak yolladığımız da istenilen duyguyu yansıtabilir mi? Duyguları anlatmak için çok fazla yöntem vardır. İçlerinden en güzeli ve gerçekçisi kişi kendi olup kendi gibi davranarak karşıya bir şeyler anlatmasıdır. Telefon denilen iletişim aracıyla bu yapılamamaktadır. Bizler sadece kelimelere duygu yüklüyoruz. Kendi duygumuzu ise kendimize saklıyoruz. Birinin karşısına geçip anlatmak istediklerimiz belki de o kelimelerde yer almıyordur.


             Belki de ilerde herşey sadece metin üzerinden anlatılacaktır. Şiirler kullanılacak,hikayeler çalınacak,özlü sözler kendimizinmiş gibi yazacağız ya da kendimize öz cümleler oluşturacağız. Yalnız gerçek duyguyu ise hep kendimize saklayacağız.