Zamanın içinde akıp giden,bizden alıp götürdükleri ve getirdiklerinden oluşan merkezinde biz olan bir şeydir. Hayatımıza zarar gelmesini, onun canımızı yakmasını istemeyiz. Hayatımızı oluşturan canlı ya da cansız herşey bizim için değerlidir. Onları koruruz ve kollarız. Onlara da bizden bir parça gibi sarılırız.
Hayatımız bizi oluşturan en büyük faktördür. Canımız aslında onun bir ögesidir. Canımızdan önce hayatımız gelir çünkü hayatımıza gelecek küçük bir yara bile canımızı acıtır. Canımızda oluşacak acılar ise hayatımızın faktörleriyle unutulması sağlanır.
Bu nedenledir ki hayat arkadaşı ya da hayatımın anlamı gibi kavramlar vardır. Can arkadaşı duydunuz mu ? Hayatımızın bir parçası haline gelindiğinde ondan ya da onlardan asla vazgeçemeyiz. Hayatımızdan bir şeyler koptuğunda sanki bir boşlukta hissederiz ve bunu içimizde yaşarız. Dışarıdan belki fark edilmez ama içimizde bir parça kopmuştur. Onun yerini doldurmak mı imkansızdır. Hayatınızla beraber herşey bir bütün olur ve birbirini etkiler.
Bir domino taşını düşürünce nasıl hepsi birden devriliyorsa,hayatımızda öyledir. Bir taş yerinden oynarsa tüm taşlar etkilenir. İçinden bir taşı aldığınızda da bir bütün bozulmuş olur.
Hayatımız bizlerin düşündüğünden daha büyük ve çok fazla faktörden oluşmaktadır. Canımız yansın ama hayatımıza gelecek en küçük bir acı bile tüm canımızı yakacaktır. Hayatımızın değerinin farkına varalım...
13 Mart 2013 Çarşamba
8 Mart 2013 Cuma
Telefon ile Duygu
Sabahları insanlar bir ümitle gözlerini açarlar. Sıcacık yatağından ayrılmak gibi büyük bir fedakarlık yapıyor. Bir güzel söz duymak için. Sonra ilk işimiz telefona bakmak oluyor. Günümüzde kazandığımız bir alışkanlık oldu.
Telefon hayatımıza girdiğinde bu yana çok farklı bir işlev ve araç görevi görmektedir. Fakat ilk çıktığından bu güne olduğu gibi bir özelliği devam etmektedir. Uyandığımızda ilk yaptığımız ve yapmaya da devam edeceğimiz şeydir. Uyanır uyanmaz telefona bakmak oluyor. Belki alarmı kapatmak içindir diye düşünebilirsiniz, alarm kurmadığımız da bile aynı hareketi tekrarlıyoruz. Belki sevdiğimiz birinden bir çağrı ya da mesaj gelmiştir. Bir ümitle telefonu elimize alıp bakıyoruz. Bir mesaj ya da çağrı gördüğümüzde gözlerimizde bir açılma oluyor. Merakla hemen açıp bakıyoruz. Dilediğimiz kişiden ise uykumuzdan direk uyanıyoruz. Güne başlamanın en güzel yöntemlerinden oluyor. Mutlu bir gülümse ile aynanın karşısına geçip günümüzü hayal ediyoruz.
Telefon ile günümüz şekillenmeye başladı. Gelen haberler verilen mesajlar bizim günümüzün iyi ya da kötü geçmesine sebep oluyor. Telefon insanların arasında ki duygu kavramını ise öldürdü. Bir mesaj ile aslında için de yaşadığımız duygunun tam tersini verebiliyoruz. Yalan duygular ile bazen başkalarını üzebiliyor ya da kıra biliyoruz Sonuç olarak mesaj ile yazılan soğuk ve sadece düz bir metinden oluşan sözlerde kendi duygularımızı gerçekten anlatabiliyor muyuz? Bir insanın karşısına geçip güzel sözler söylemek ile mesaj yazarak anlatmak aynı mıdır? Mesaj ile anlam yüklü kelimelerden güzel bir anlamlı söz çıkabilir. Bu anlamlı söz gerçekten bizim duygularımızı yansıtıyor mu? Bizler okuduğumuz metinlerden,duygumuz hikayelerden edindiğimiz sözleri kullanıyor olabiliriz. Belki de hepsini karıştırıp kendimize özgü bir söz ya da metin elde ediyoruz. Bu cümleler bir metin mesajı olarak yolladığımız da istenilen duyguyu yansıtabilir mi? Duyguları anlatmak için çok fazla yöntem vardır. İçlerinden en güzeli ve gerçekçisi kişi kendi olup kendi gibi davranarak karşıya bir şeyler anlatmasıdır. Telefon denilen iletişim aracıyla bu yapılamamaktadır. Bizler sadece kelimelere duygu yüklüyoruz. Kendi duygumuzu ise kendimize saklıyoruz. Birinin karşısına geçip anlatmak istediklerimiz belki de o kelimelerde yer almıyordur.
Belki de ilerde herşey sadece metin üzerinden anlatılacaktır. Şiirler kullanılacak,hikayeler çalınacak,özlü sözler kendimizinmiş gibi yazacağız ya da kendimize öz cümleler oluşturacağız. Yalnız gerçek duyguyu ise hep kendimize saklayacağız.
13 Şubat 2013 Çarşamba
Hayallerinizle Yaşlanmak
Her geçen saniye hayatın içine doğru bir yol alıyoruz. Saniyeler ve dakikalar birer anlam kazanmaya başlıyor. Bir saniyenin önemini daha çok anlıyoruz.
Zaman içinde insanlar zihnen ve bedenen büyürler. Tabi ki bu herkes için geçerli değildir. Düşünmeye başlarız. Nedenleri, sebepleri ve çevremizi sorgularız. Kitap okudukça,tv izledikçe,gezikçe vb. birşeyler öğrenir ve bunu çevremizle paylaşmak isteriz. Bizler hep bir amaç uğruna çabalarız. Kişilerin kötü olmak gibi veya gelecek için bir planı olmayanı yoktur.
Hep hayaller kurarız.Ortak noktalarımız ise mutlu bir gelecektir. Yaylada tek başımıza ya da ailemizle beraber yaşamak, deniz kenarında bir yazlıkta sevdiğimizle hayatımıza devam etme ya da lüks bir semtte oturmayı hayal ederiz. Tek bir ortak noktamız ise mutlu ve huzurlu bir ortamda yaşlanmaktır. Hedefler insanı hayata tutunmasını ve onunla sıkı sıkıya bağlanmasını sağlar. Sizler bu hayaller ile dalga geçebilirsiniz. Birazcık dikkatli baktığınız da kişi mutlu oluyordur. Bizler hep mutlu olmanı istiyoruz deriz karşımızdakine. Fakat hayaline karışırız. Mutlu olmanın bir yoludur, hayaller içinde yok olmak. Bir umutla yaşar insan ve bu ümidini hep besler. Onu elde edebilmek için çabalar ve çalışır. Çocukluktan hep birilerinin hayallerimize karışmasıyla büyüdük. Bu yüzden pek rahatsız olmuyoruz. İnsanlar hayallerini anlatsınlar ve mutluluklarını gözlerinde görünüz. Gözlerinde ki parlaklık çoğu zaman karşınıza çıkmazlar. O parlak gözler sizlere bakan bir umudun simgesidir.Bırakın da hayallerinde mutlu olsun insanlar. Sizler hep kötülerseniz o da kötü bir birey olur. Sonra da toplumdan dışlanmaya başlanılır.
Büyüyoruz her saniye bir adım hayallerimize yaklaşıyoruz. Bende hayatıma bir sene ekledim. Koskoca bir sene. Neler yaptım diye bakıyorum ve anlatacak çok şey var. Ben, hayallerime bir adım yaklaştım. Herkes gülse de benim hayatımla bağımı oluşturuyor. Hayatta ki umudumu ve ümidimi oluşturuyor. Onun için çalışıyorum ve emek veriyorum. Gerçekleşmese bile hep olacak gözüyle bakıyorum. Sizlere de tavsiyem hayallerinizi bırakmayın. Ne olursa olsun, zamanla gelişir ve büyür. Belki gerçekleşecektir...
Zaman içinde insanlar zihnen ve bedenen büyürler. Tabi ki bu herkes için geçerli değildir. Düşünmeye başlarız. Nedenleri, sebepleri ve çevremizi sorgularız. Kitap okudukça,tv izledikçe,gezikçe vb. birşeyler öğrenir ve bunu çevremizle paylaşmak isteriz. Bizler hep bir amaç uğruna çabalarız. Kişilerin kötü olmak gibi veya gelecek için bir planı olmayanı yoktur.
Hep hayaller kurarız.Ortak noktalarımız ise mutlu bir gelecektir. Yaylada tek başımıza ya da ailemizle beraber yaşamak, deniz kenarında bir yazlıkta sevdiğimizle hayatımıza devam etme ya da lüks bir semtte oturmayı hayal ederiz. Tek bir ortak noktamız ise mutlu ve huzurlu bir ortamda yaşlanmaktır. Hedefler insanı hayata tutunmasını ve onunla sıkı sıkıya bağlanmasını sağlar. Sizler bu hayaller ile dalga geçebilirsiniz. Birazcık dikkatli baktığınız da kişi mutlu oluyordur. Bizler hep mutlu olmanı istiyoruz deriz karşımızdakine. Fakat hayaline karışırız. Mutlu olmanın bir yoludur, hayaller içinde yok olmak. Bir umutla yaşar insan ve bu ümidini hep besler. Onu elde edebilmek için çabalar ve çalışır. Çocukluktan hep birilerinin hayallerimize karışmasıyla büyüdük. Bu yüzden pek rahatsız olmuyoruz. İnsanlar hayallerini anlatsınlar ve mutluluklarını gözlerinde görünüz. Gözlerinde ki parlaklık çoğu zaman karşınıza çıkmazlar. O parlak gözler sizlere bakan bir umudun simgesidir.Bırakın da hayallerinde mutlu olsun insanlar. Sizler hep kötülerseniz o da kötü bir birey olur. Sonra da toplumdan dışlanmaya başlanılır.
Büyüyoruz her saniye bir adım hayallerimize yaklaşıyoruz. Bende hayatıma bir sene ekledim. Koskoca bir sene. Neler yaptım diye bakıyorum ve anlatacak çok şey var. Ben, hayallerime bir adım yaklaştım. Herkes gülse de benim hayatımla bağımı oluşturuyor. Hayatta ki umudumu ve ümidimi oluşturuyor. Onun için çalışıyorum ve emek veriyorum. Gerçekleşmese bile hep olacak gözüyle bakıyorum. Sizlere de tavsiyem hayallerinizi bırakmayın. Ne olursa olsun, zamanla gelişir ve büyür. Belki gerçekleşecektir...
26 Aralık 2012 Çarşamba
Anılar ve Hayat
Bir an vardır, o anı hep tekrar tekrar yaşamak istersiniz. Hiç usanmadan bıkmadan tekrar tekrar etmek. Bazı anıları ise hiç hatırlamak istemez ve tekrarını kaldıramazsınız.
Ben hep unutmak istemediklerimize anı diyorum. Çünkü diğerleri anı değil geçmişte kalan kötü bir yaradır. Yara vücuda iz yapar, onu da bir şekilde kapatabilirsiniz. Anı ise vücuda bir güzellik katar, bu güzellik güzelliğin değerini artırır. Anılar hep bir tebessüm ile hatırlanır ve çevreye bir gülücük ile kendini duyurur. Herkes bir şeyler hatırladığınızı anlar ama soramazlar, sizler kendiniz isterseniz anlatırsınız. Anlatırken de tekrar tekrar yaşamış olursunuz. O an yaptığınız hataları ve yanlışları bile tekrarını istersiniz. Çünkü onlar size bir umut olmuş ve o anı yaşatmıştır. Belki ilk kez başınıza geliyor belki de bilmeden olmuştur. Sonuçta ne olduysa yine sizin için olmuştur.
İnsan mutluluğu hep arayıp duruyor. Geçmişten günümüze ve geleceğe devam edecek tek şey mutluluğu aramaktır. Nereden geleceği ne zaman ortaya çıkacağı belli olmasa da hep bir uğraş verip ona ulaşmaya çalışırız. Belki kimileri buldu kimileri buluyor kimileri de bulacak. Yalnız o mutluluğu bir kaçırdın mı bir daha gelmesi çok zor. Çünkü insan bir şansı elinde bulundurur ve onu iyi değerlendirmelidir. Her yanlış onu o noktadan uzaklaştırır. Hiç bir zaman arkanızı dönüp baktığınız da keşke böyle yapmasaydım demeden yaşamalısınız. Geçmişe gitmek imkasız ama geleceğe gitmek sizin elinizde. Geçmişe bakıp aynı hataları yapmadan yaşarsanız bir şekilde gönlünüzü rahat ettirmiş olursunuz. Yok yine yaparsanız sizler mutluluğu hak etmeyen kişilersiniz.
Anılar içinde kaybolmadan hayatı dolu dolu yaşamak ve hep bir mutluluk içinde geleceği beklemek kadar güzel birşey yoktur.
Ben hep unutmak istemediklerimize anı diyorum. Çünkü diğerleri anı değil geçmişte kalan kötü bir yaradır. Yara vücuda iz yapar, onu da bir şekilde kapatabilirsiniz. Anı ise vücuda bir güzellik katar, bu güzellik güzelliğin değerini artırır. Anılar hep bir tebessüm ile hatırlanır ve çevreye bir gülücük ile kendini duyurur. Herkes bir şeyler hatırladığınızı anlar ama soramazlar, sizler kendiniz isterseniz anlatırsınız. Anlatırken de tekrar tekrar yaşamış olursunuz. O an yaptığınız hataları ve yanlışları bile tekrarını istersiniz. Çünkü onlar size bir umut olmuş ve o anı yaşatmıştır. Belki ilk kez başınıza geliyor belki de bilmeden olmuştur. Sonuçta ne olduysa yine sizin için olmuştur.
İnsan mutluluğu hep arayıp duruyor. Geçmişten günümüze ve geleceğe devam edecek tek şey mutluluğu aramaktır. Nereden geleceği ne zaman ortaya çıkacağı belli olmasa da hep bir uğraş verip ona ulaşmaya çalışırız. Belki kimileri buldu kimileri buluyor kimileri de bulacak. Yalnız o mutluluğu bir kaçırdın mı bir daha gelmesi çok zor. Çünkü insan bir şansı elinde bulundurur ve onu iyi değerlendirmelidir. Her yanlış onu o noktadan uzaklaştırır. Hiç bir zaman arkanızı dönüp baktığınız da keşke böyle yapmasaydım demeden yaşamalısınız. Geçmişe gitmek imkasız ama geleceğe gitmek sizin elinizde. Geçmişe bakıp aynı hataları yapmadan yaşarsanız bir şekilde gönlünüzü rahat ettirmiş olursunuz. Yok yine yaparsanız sizler mutluluğu hak etmeyen kişilersiniz.
Anılar içinde kaybolmadan hayatı dolu dolu yaşamak ve hep bir mutluluk içinde geleceği beklemek kadar güzel birşey yoktur.
19 Aralık 2012 Çarşamba
ÇABALAR....
Aslında herşeyi yazmak istemem birazı da bende kalsın istiyorum. Şu sıralar çok olay yaşayınca birden bire yazmak istedim. Eğer hiç durmadan çalışır ve tüm imkansızlıklara rağmen çabalarsanız kesinlikle kazanıyorsunuz. Kaybetmediğiniz durumlarda oluyor mu oluyor, ondan da aslında kazanıyorsunuz ama başkaları izin vermiyor.
İlk başta o kadar çok sorunla karşılaştım ki, ha bitti ha bitecek yok artık daha fazla ilerleyemem, bırakacağım bitti benden gibisinden konuşuyordum. Ama bir baktım aslında hedeflediğim yere gelmişim. Hiç pes etmediğimden bu duruma gelmişim, geriye dönüp baktığımda.Eğer pes etseydim şuanda bulunduğum noktada değil aciz bir insan olarak buraya bir şeyler yazıyor olacaktım.Kendime inanmıyordum da , bana inanların sayısının çok fazla olması şaşırtıyordu. İnsanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktıysam o varsa tamam o zaman bizde varız diyorlar. Baktım herkes beni destekliyor ve arkamda olduklarını, sonuna kadar gitmemin gerektiğini belirtiyorlar.En sonunda olaylar istediğim yere geldi. Sanırım onlar kazandı ben kaybettim.
Aslında hiç pes etmeden durmadan çalışılsa kesinlikle kazanılıyor. Yalnız zamanda sabır edeceğiz, bekle bekle bıktım değil zamanla dost olup onunla beraber olmasını öğreneceğiz. Bugün bir yerde okumuştum. Bambu ağaçlarının yetişmesini, kesinlikle öyküsünü okuyun. Çünkü bambular uzun süre bekleyip birden yetişen ağaçlarmış.
Bizler eğer sabretmesini öğrenirsek kesinlikle istediğimiz herşeye sahip olacağız. Beklerken de boş boş beklemeyeceğiz çalışacağız hedefimize ulaşmaya çaba göstereceğiz. Durduk yere hedef sizin ayağınıza gelmez ve sizler hep onun gelmesini beklerseniz hep beklersiniz. Çalışmadan bir yere gelenler mirasla oluyor genelde ve hiç çaba göstermediklerinden birden bitiyorlar.
İlk başta o kadar çok sorunla karşılaştım ki, ha bitti ha bitecek yok artık daha fazla ilerleyemem, bırakacağım bitti benden gibisinden konuşuyordum. Ama bir baktım aslında hedeflediğim yere gelmişim. Hiç pes etmediğimden bu duruma gelmişim, geriye dönüp baktığımda.Eğer pes etseydim şuanda bulunduğum noktada değil aciz bir insan olarak buraya bir şeyler yazıyor olacaktım.Kendime inanmıyordum da , bana inanların sayısının çok fazla olması şaşırtıyordu. İnsanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktıysam o varsa tamam o zaman bizde varız diyorlar. Baktım herkes beni destekliyor ve arkamda olduklarını, sonuna kadar gitmemin gerektiğini belirtiyorlar.En sonunda olaylar istediğim yere geldi. Sanırım onlar kazandı ben kaybettim.
Aslında hiç pes etmeden durmadan çalışılsa kesinlikle kazanılıyor. Yalnız zamanda sabır edeceğiz, bekle bekle bıktım değil zamanla dost olup onunla beraber olmasını öğreneceğiz. Bugün bir yerde okumuştum. Bambu ağaçlarının yetişmesini, kesinlikle öyküsünü okuyun. Çünkü bambular uzun süre bekleyip birden yetişen ağaçlarmış.
Bizler eğer sabretmesini öğrenirsek kesinlikle istediğimiz herşeye sahip olacağız. Beklerken de boş boş beklemeyeceğiz çalışacağız hedefimize ulaşmaya çaba göstereceğiz. Durduk yere hedef sizin ayağınıza gelmez ve sizler hep onun gelmesini beklerseniz hep beklersiniz. Çalışmadan bir yere gelenler mirasla oluyor genelde ve hiç çaba göstermediklerinden birden bitiyorlar.
17 Aralık 2012 Pazartesi
İmkansızlık!!
Bazen öyle bir durumda olursunuz ki pes eder oturursunuz. Elinizden birşey gelmez. Sadece oturup gülmek ve ağlamak istersiniz. İkisi bir arada olur mu ? Bazen çok iyi oluyor.
Eliniz kolunuz bağlı oturup duruyorsunuz ve hiçbirşey yapamıyorsunuz. Haklısınız da ama haklı olmak neye yarar ki. Çünkü siz bir şeyler yapamıyorsunuz. Karşınızdakinin haksız olduğunu ona söyleyemiyorsunuz. O ise size haksız olduğunuzu kabul ettiriyor. Bir bakmışsınız kendinizi ümitsiz ve umutsuz bir halde buluyorsunuz. Artık eskisi gibi neşeli ve şen değilsiniz.
İnsanların ulaşamadığı noktalar vardır. Bunlar genelde gücünün yetmediği yerlerdir. Kapıda 1 saat beklersiniz ki derdinizi anlatmak için, 1 hafta beklersiniz ki işiniz hal olsun diye. Sonuçta hep beklemek ve haklı olmaya çalışmakla geçer. Biliyorsunuz ve biliniyor da haklı olduğunuz ama bazen hiç birşey yapamazsınız. Sadece çevrenizdekilere durumu anlatıp rahatlamak istersiniz. Sinirden kendinize zarar verirsiniz ya da çevrenizdekileri üzersiniz.
Neden ki insanlar hep üstünlüklerini ve yetkilerini kullanmak isterler. Neden alttakileri ezmek ve kendi fikirlerini empoze etmek isterler? Egoları tatmin ederken acaba alttakileri ezdiğini onları kırdıklarının farkında değiller midir? Herkes insan dimi sonuçta. Bir gün senin o yetkilerin bitecek ve sende sıradan biri olacaksın. Düşünsene o zaman ne yapacaksın.
Öyle bir durumda kalıyorsunuz ki sadece ağlamak ve gülmek istiyorsunuz . İkisini beraber yapabilir misin derseniz bir gün başınıza gelince anlarsınız. Sinirden ağlıyor ve gülüyorsunuz. Sadece ezildiğiniz için bunu yapıyorsunuz. Haklısınız ama haklı olmak neye yarar ki. Sizi kimse takmıyorsa, kendi kendinize konuşup durursunuz.
İlerde bu ezilenler yukarı çıktığında, kendi durumlarını görüp aynı hareketlerde bulunmama ümidini taşıyorum. Yoksa hiç bir zaman eşit haklara sahibiz diyemeyeceğim.
Eliniz kolunuz bağlı oturup duruyorsunuz ve hiçbirşey yapamıyorsunuz. Haklısınız da ama haklı olmak neye yarar ki. Çünkü siz bir şeyler yapamıyorsunuz. Karşınızdakinin haksız olduğunu ona söyleyemiyorsunuz. O ise size haksız olduğunuzu kabul ettiriyor. Bir bakmışsınız kendinizi ümitsiz ve umutsuz bir halde buluyorsunuz. Artık eskisi gibi neşeli ve şen değilsiniz.
İnsanların ulaşamadığı noktalar vardır. Bunlar genelde gücünün yetmediği yerlerdir. Kapıda 1 saat beklersiniz ki derdinizi anlatmak için, 1 hafta beklersiniz ki işiniz hal olsun diye. Sonuçta hep beklemek ve haklı olmaya çalışmakla geçer. Biliyorsunuz ve biliniyor da haklı olduğunuz ama bazen hiç birşey yapamazsınız. Sadece çevrenizdekilere durumu anlatıp rahatlamak istersiniz. Sinirden kendinize zarar verirsiniz ya da çevrenizdekileri üzersiniz.
Neden ki insanlar hep üstünlüklerini ve yetkilerini kullanmak isterler. Neden alttakileri ezmek ve kendi fikirlerini empoze etmek isterler? Egoları tatmin ederken acaba alttakileri ezdiğini onları kırdıklarının farkında değiller midir? Herkes insan dimi sonuçta. Bir gün senin o yetkilerin bitecek ve sende sıradan biri olacaksın. Düşünsene o zaman ne yapacaksın.
Öyle bir durumda kalıyorsunuz ki sadece ağlamak ve gülmek istiyorsunuz . İkisini beraber yapabilir misin derseniz bir gün başınıza gelince anlarsınız. Sinirden ağlıyor ve gülüyorsunuz. Sadece ezildiğiniz için bunu yapıyorsunuz. Haklısınız ama haklı olmak neye yarar ki. Sizi kimse takmıyorsa, kendi kendinize konuşup durursunuz.
İlerde bu ezilenler yukarı çıktığında, kendi durumlarını görüp aynı hareketlerde bulunmama ümidini taşıyorum. Yoksa hiç bir zaman eşit haklara sahibiz diyemeyeceğim.
12 Aralık 2012 Çarşamba
Anlayamıyorum !
İnsanların insanlara olan davranışını anlayamıyorum. İnsanlar büyüdükçe daha kötü oluyor. Birbirlerine olan ilişkileri daha çok çıkar amacı taşıyor. Nedenini bir türlü çözemedim. Birbirimize yardım etmeliyiz diyorlar ama hepsi bir bir gidiyor ya da kaçıyor. Yoksa herkes çevremiz de çıkar amacıyla mı duruyor.
Benim bir arkadaşım var. O beni kardeşi olarak görüyor. Ben ona ne yaparsam yapayım hiç ayrılmıyor ve beni bırakmıyor. Gerçi şu telefonunu kaybetmeleri olmasa :) . Yok arıyoruz ulaşamıyoruz evde ise diğerlerini ailesinin yanındaysa babasını arıyorum ancak öyle ulaşıyorum. Gerçek arkadaşlık böyle olmalı sizi siz olduğunuz için sevmeli . Bir amacı olmamalı herşeyi ile olmalı.
Asla arkamdan konuşmadı direk gelip suratıma lafını esirgemeden söyledi. Bende ona dediğimde bir kere bile sen kimsin demedi. Eğer bir kişi sizden nefret etmeye başladıysa gidip söylemeli. Ama yok başka bahaneler üreterek sizi kendisinden uzaklaştırmak istiyorsa, kendisini küçük düşürmüş olur.
Herşey çok güzel giderken birden bire karşı taraf birşeyler diyor ve siz anlam veremiyorsunuz. Acaba gerçek mi diyorsunuz. Yoksa cidden ben öyle miyim? Diye kendinizi sorguluyorsunuz. İşin içinden çıkamıyorsunuz sorduğunuzda da aynısını diyorsa ne diyeceğimi bilemedim :) . Bırakın dediğini desin o zaman çünkü o da farkında herşeyin ama bence söyleyemiyor. Bazı şeyler vardır, onları insanlar söyleyemezler, çünkü hatalı olduklarını bilirler.
Günler hızla geçip gidiyor. Bizler hala aynıyız değişmedik. İnsanın huyu çıkarmış suyu çıkmazmış. Birbirimizi kandırmayalım. Herkes aynı değildir ki , farkımız farkların olmasını sağladı . Herkes birbirini kırmasın, birbirine zarar vermesin. Çünkü bir gün yine karşılaşırız ,bir yerde bir zamanda.....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)